Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/10512 E. 2012/13048 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/10512
- Karar No
- 2012/13048
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Önalım Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına ilişkin payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. Fiili taksimin varlığı, her türlü delille ispatlanabilir. Zemin üzerinde fiili taksimi gösteren, çit, duvar, an v.s. Yapılar veya doğal sınırlar fiili taksimin göstergesi ise de, fiili taksime ilişkin doğal ve suni sınırlar olmaması, fiili taksim olmadığını göstermez. Fiilen paydaşların kullandığı kısımlar tanık veya taraf beyanları ile ve keşfen anlaşılabiliyorsa, eylemli paylaşmanın olduğu kabul edilmelidir. Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 291 ada 47 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olan ...'nın 1/3 oranındaki payını 27/04/2011 tarihinde 700.- TL bedel ile davalı ...’a sattığı, dava açıldıktan sonra ...'ın aynı payı 26/05/2011 tarihinde davalı eski paydaş ...'ya sattığı, HUMK.nun 186. maddesi gereğince davacının davasını ...'ya yönlendirdiği görülmüştür. Davalı altı yıl önce dava konusu taşınmazın paydaşları arasında rızaen taksim edildiğini ve üç eşit paya bölündüğünü, taşınmazı böldükten sonra aralarında kura çektiklerini,dikenli tellerle sınırları belirlediklerini fiili taksimin gerçekleştiğini belirtmiştir. Davalı savunmaları taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edildiğine ilişkindir. Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının da bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması,tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu fiili taksim olgusu hiç tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.