Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2011/1218 E. 2011/5274 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/1218
- Karar No
- 2011/5274
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak davanın değeri itibariyle ve tebliğ gideri olmadığı için duruşmaya tabi olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, açılan davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davacının İzmir İli, Konak ilçesi Karataş mahallesi 6676 ada 9 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduğunu, paydaşlardan ...'un 7228500/79971000 payı, 14.07.1995 tarihinde damadı ...'a sattığını, ...'ın satın aldığı bu payı 08.08.2006 tarihinde, 12.000.-TL bedelle davalı ...'a sattığını, davacının satışlardan yeni haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazda başka paydaşlar da bulunduğunu, davacının tek mirasçı olmadını, satın alınan taşınmaza faydalı masraflar yapıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Olayımıza gelince; paydaşlardan ..., dava konusu edilen payı 14.07.1995 tarihinde ...'dan satın almış, aynı payı 08.08.2006 tarihinde, davalı ...'a satmıştır. Mahkeme, davaya konu payın satıcı ... tarafından 14.07.1995 tarihinde ...’dan satın alındığı, bu satış işlemine karşı dava açılmamış olmasına rağmen, aynı payın davalı ...’a satılması üzerine davacı tarafından önalım hakkının kullanılmak istenilmesinde iki yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir. TMK’nun 733/2-3. maddesinde, yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirileceği ve önalım hakkının, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve herhalde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşeceği hükmü öngörülmüştür. Yapılan satış noter aracılığıyla davacıya bildirilmediğinden, 08.08.2006 tarihinde yapılan satışa karşı, 18.04.2008 tarihinde açılan bu dava süresinde olup, davanın açılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Her satış yeni bir önalım hakkı doğurur. Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. Davacı, davalı ...’ın satın aldığı paya karşı önalım hakkını dava açmak suretiyle kullanmıştır. Davacının, dava konusu payın 14.07.1995 tarihinde ...'a yapılan satışına karşı dava açmamış olması, aynı payın 08.08.2006 tarihinde davalı ...’a yapılan satışı nedeniyle önalım hakkını kullanmasına engel değildir. Ancak, davacının önalım hakkının kullanılmasında dayandığı pay, muris...'a ait olan elbirliği mülkiyetine konu olan paydır. Muris... 15.04.1978 tarihinde vefatı nedeni ile geriye ¾ pay ile davacı .........., ile ¼ pay ile de murisin eşi ...'un evlatlığı ........, mirasçı olarak kalmışlardır. Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.12.2009 tarih 2008/1748 esas 2009/2216 sayılı karar ile İzmir Barosu avukatlarından ... tereke temsilcisi olarak atanmıştır. Davacı dışında bir temsilci atanmış olması nedeni ile davacının davada sıfatı bittiğinden davayı temsilcinin takip etmesi gerekir. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Bu durumda mahkemece, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın hakdüşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm, bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.