Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/754 E. 2024/11661 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/754
- Karar No
- 2024/11661
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1795 E., 2022/1834 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak yeni hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının bu kapsamda olan temyiz istemlerine yönelik yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanık ve suça sürüklenen çocuğun savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmedikleri, sanığın hayvanlarını otlatmak için şikâyetçinin evinin yakınlarından geçerken duyduğu bir köpek sesi üzerine ıslık çaldığını ve "Rüzgar" diye köpeğe seslendiğinde köpeğin daha çok havlamaya başladığı şeklinde savunmada bulunduğu, köy muhtarı ve diğer tanığın söz konusu köpeğin eşgalini vererek ve gördüklerinde sanığa ait olduğunu beyan ettikleri, bazı tanıkların ise küçüklüğünde müştekiye ait olduğunu belirttikleri, müştekiye ait benzer bir köpeğin olaydan 2 ay kadar önce kaybolduğu daha sonra evine döndüğünün iddia edildiği, sanığın ise bunu Sirge köyünde sahipsiz yavru olarak bulup büyüttüğünü iddia ettiği, bu haliyle suça konu köpeğin mülkiyetin aidiyeti hususunda taraflar arasında ihtilaf olduğu sanık ve ssç'nin köpeğin kendilerine ait olduğu kanaatiyle hareket ettikleri bu durumun TCK 30. maddesinde düzenlenen hata kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hatanın esaslı bir hata olduğu yağma ve hırsızlık suçunun oluşabilmesi için "başkasına ait" bir malın alınması gerektiği, sanık ve ssç'nin kendilerinin olduğu kanaatiyle hareket ettikleri ve dolayısıyla yağma suçunun unsurları itibaren olmuşmadığı sanık ve ssç'nin hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği hususu tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, şüpheden sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın ve suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçundan ayrı ayrı beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Yasa'nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.