Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2013/13460 E. 2013/12576 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2013/13460
Karar No
2013/12576
Karar Tarihi

Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/07/2012 tarihli ve 2010/116503 soruşturma, 2012/28289 esas, 2012/11541 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174/1-a-b maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/08/2012 tarihli ve 2012/401 sayılı kararma yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin BAKIRKÖY 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2012 tarihli ve 2012/833 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14/12/2012 gün ve 2012/18193/71228 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2013 gün ve KYB/2012/319438 sayılı ihbar yazısı ve Yargıtay 8.Ceza Dairesinin 14/03/2013 tarihli görevsizlik kararı ile infaz dosyası 18/04/2013 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/02/2012 tarihli ve 2011/27923 esas, 2012/2008 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, "Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi"nde benimsenen, "Kişilerin Lekelenmeme Hakkı" ile "Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma" prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev'i filtre görevi yapmaları gerekir. Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı Kanun'un 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir. Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir. Anılan Kanun'un 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de "Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan" hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir. Kaçak veya gaiplik halleri ve benzeri istisnai durumlarda şüpheli ya da sanığın ifadesi alınmadan da dava açılabilirse de; kural olarak "şüphelinin ifadesi" toplanması gereken en önemli delillerden birisi olarak kabul edilmektedir." Somut olayda, şüpheli ...'un 27/06/2007 tarihinde yurtdışına çıkış yaptığı, tekrar ülkemize giriş ../.. -2- yapmadığı, ancak adına alınan telefon hattının 2010 yılında alındığı ayrıca adı geçen şüphelinin ifadesinin alınamadığı, gerektiğinde ifadesi alınamayan şüpheli yönünden tefrik kararı verilerek bu şüpheli yönünden ayrı bir soruşturma yürütülebileceği gibi, diğer şüphelilerin de kimlik bilgilerinin başkaları tarafından kullanıldığı ve bu nedenle haklarında birçok dava bulunduğunu savunmaları karşısında şüphelilerden alınan imza örnekleri ile üzerlerine kayıtlı telefon hatlarına ait başvuru belgelerindeki imza örneklerinin karşılaştırılmasının suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delilin toplanmadığının anlaşılması karşısında itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2012 tarihli dilekçesinde belirtilen sebeplerin yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne dair Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/09/2012 gün ve 2012/833 Değişik İş sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılması karşısında; mahkemenin anılan kararının bozulması yönündeki 03/01/2013 tarih ve 2012/319438 sayılı kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2013/13460, K. 2013/12576, T. 28.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2013-13460-e-2013-12576-k-8c4f450e882e