Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/13038 E. 2010/21678 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/13038
- Karar No
- 2010/21678
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Kısmen Beraat - Kısmen Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, katılan ...'e yönelik suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak 1- Katılan ... ...’ın 11.2.2009 tarihinde gece sayılan zaman diliminde çantasının iki kişi tarafından zorla yağmalandığını belirttiği, yağmaya konu eşya arasında bulunan cep telefonunun ... isimli mağdurun yağmalanmasından sonra sanık ...’in üzerinde bulunduğu, sanık ...’in söz konusu telefonu diğer sanık ...’dan aldığını beyan etmesine rağmen, ...’ın ifadesinde bu hususu kabul etmediği ve suçu işlemediğini savunduğunun anlaşılması karşısında,sanık ...’in katılan ... ...’a karşı gerçekleştirilen geceleyin birden fazla kişiyle birlikte yağma suçundan cezalandırılması gerekirken, yerinde bulunmayan savunmasına itibar edilip, kanıtların taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
2- Kişi suç işledikten sonra pişmanlık gösterebilir ve suçun işlenmesinden önceki hale dördüremez. Ancak gerçekleştirdiği haksızlığı mümkün oldukça ortadan kaldırabilir. Kanun koyucu bu hali öngörüp TCK’nın 168.maddesindeki yasa normuna yer vermiştir.
Bu bağlamda;
Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya tazmin suretiyle mağdurun zararının giderilmesi halinde şahsi bir hal olan etkin pişmanlıktan söz edilecektir. Anılan koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifadesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir.
Burada suçun fail tarafından ikrarı değil, suç sonunda elde olunanın serbest iradesi ile iadesidir. Fail veya ortağının iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaşması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdur veya mağdura ulaşması muhtemel kişilere de yapılması olanaklı olduğu, iadenin kabul edilmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu olup yakınanın değişik nedenlerle zararının karşılanmasını istememesi yeterli olmadığı, somut olayımızda, 7.7.2009 tarihli 5. celsede sanık ... savunmanının etkin pişmanlığa ilişkin TCK’nın ilgili hükümlerinden faydalanmak amacıyla katılanların zararlarını karşılamak istediklerini, ancak mağdurların ödeme tekliflerini kabul etmediklerini bu nedenle mahkemece yapılabilecek bir husus varsa yerine getirilmesini talep ettiği, mahkemece aynı celse sanık savunmanının vermiş olduğu dilekçenin birer örneğinin katılanlara tebliğine karar verildiği, sanık savunmanının dilekçesinin 22.7.2009 tarihinde katılan ... ...’a tebliğ edildiği, ancak diğer katılan ...’e adresten ayrılması nedeniyle tebligat yapılamadığı, 11.8.2009 tarihli 7 nolu celsede ise sanık ... savunmanının iadenin gerçekleşmesi için çaba gösterdiklerini fakat katılan tarafların adreslerden taşınmaları nedeniyle ısrarlı olmalarına rağmen iadeyi gerçekleştiremediklerini beyan ettiği anlaşılmakla, mahkemece katılanların zararının miktarı tespit edilerek, bir ödeme noktası tayin edilip sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 168/3 maddesinin ikinci cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, yazılı şeklide uygulama yapılması,
3- Sanık ...’in Karşıyaka 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/205-574 Esas-Karar sayılı 20.11.2004 tarihinde kesinleşen kararıyla 1 ay 23 gün hapis cezasına mahkum edilmiş olması karşısında, söz konusu karar getirtilerek infaz tarihi tespit edilip tekerrüre esas teşkil edip etmeyeceğinin araştırılmaması, 4- Emanette kayıtlı bıçağın olay anında katılan ... tarafından görülmeyen bir yerde gözcülük yapan sanık ... tarafından taşındığı ve işlenen yağma eylemi işlenirken katılana gösterilerek veya doğrultularak kullanıldığına ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği halde, iadesi yerine zoralımına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanları ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sanık ... hakkında 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 23/12/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.