Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/7093 E. 2010/10925 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/7093
- Karar No
- 2010/10925
- Karar Tarihi
Tebliğname :Kanun Yararına Bozma/2009038494 Hırsızlık suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/l-b. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre yerine getirilmesine dair İSTANBUL 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2008 tarihli ve 2002/1447 esas, 2008/365 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 09/02/2009 gün ve 2008/1181-5622 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/03/2009 gün ve KYB/2009038494 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27/03/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan yazıda; (Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin 2. fikrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”, 3. fikrasında ise “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 1997/420 esas, 1997/1448 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suçun işlendiği 31/08/2002 tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması” Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2008 tarih ve 2002/1447- 2008/365 sayılı kararı sanık ... ...’ye Tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilerek temyiz edilmediği gerekçesiyle kesinleştirilmiştir. Ancak sanık tutuklu olduğu cezaevinin bulunduğu yerdeki Ordu 2. Asliye Ceza Mahkemesince 25.02.2008 tarihli istinabe suretiyle alınan ifadesinde adres olarak “Eskişehir mahallesi ... sokak no:6/1 Kurtuluş Şişli İstanbul” adresini bildirdiği halde, gerekçeli kararın başka bir adrese gönderildiği ve adreste tanınmadığı gerekçesiyle iade edildiğinde de aynı adrese tebligat Yasasının 35. maddesine göre tebliğ edilerek kararın kesinleştirildiği, yapılan tebligatın açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun olmadığı, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği anlaşıldığından öncelikle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu ahvalde yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru mümkün hale gelecektir. Açıklanan nedenlerle kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-)İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2008 tarih ve 2002/1447-2008/365 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, Tebliğname :Kanun Yararına Bozma/2009038494 2-) Sanık ...’ye anılan kararın, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 24.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.