Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/11842 E. 2010/1286 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/11842
- Karar No
- 2010/1286
- Karar Tarihi
Tebliğname :Kanun Yararına Bozma/2008089794 Hırsızlık suçundan hükümlü ...’nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1-son, 522, 59. maddeleri gereğince 3 sene 4 ay hapis, 493/1, 522, 59. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis, 491/2-son, 522, 59. maddeleri gereğince 1 sene 4 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, ÜSKÜDAR 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2000 tarihli ve 1997/966 esas, 2000/75 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun sanık lehine uygulanmasının söz konusu bulunmadığından yeni uyarlama yapılmasına yer olmadığına ilişkin, anılan Mahkemenin 09/06/2005 tarihli ve 1997/966 esas, 2000/75 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığının 10/04/2008 gün ve 2008/21173 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/05/2008 gün ve KYB/2008/089794 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30/05/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan yazıda; (Dosya kapsamına göre, 1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi amacıyla suçun unsurlarının tayini, takdir hakkının kullanılarak cezanın tayini, cezanın kişileştirilmesinin gerektiği durumlarda hükmün zat ve mahiyetini değiştiren veya değiştirme ihtimali bulunan kararların 5252 sayılı yasanın 9/1. maddesi gereğince duruşma açılarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeden evrak üzerinde esas hakkında inceleme yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisinde, 2) Sanığın üzerine atılı hırsızlık eyleminden dolayı, 765 sayılı Kanun’un 493/1-son, 522, 59, 493/1, 522, 59, 491/2-son, 522, 59. maddeleri uyarınca Üsküdar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2000 tarihli ve 1997/966 esas, 2000/75 sayılı kararı ile cezalandırılmış olması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un lehe hükümlerinin uygulanması sırasında 765 sayılı Kanun’un 492/1, 522. maddelerinin uygulanmasının sanık lehine olduğundan bahisle yeni uygulanma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararda, önceki hükümle ilgisi bulunmayan maddelerin uygulanması suretiyle, kararların karıştırılarak, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3) 09/06/2005 tarihli ek kararının hüküm olduğu gözetilmeden, önceki kesinleşen mahkumiyet hükmünün diğer bölümlerine bu kararda yer verilmemesinde, Tebliğname :Kanun Yararına Bozma/2008089794 isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre: Üsküdar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2005 tarih ve 1997/966- 2000/75 sayılı kararının son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “..yasa yolları açık olmak üzere ve kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde sanığın yüksek Yargıtay'a başvurma hakkı olduğu belirtilerek…” dendiği, hükme karşı başvurulacak yasa yolu ve yönteminin açıkça belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunlu olduğu, bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tebliği geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Anılan kararda, kanun yollarına başvurunun ne şekilde yapılacağı yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı ve başvuru şekli ve yöntemi eksik gösterildiği için sanığın iradesinin yanıltıldığı, ek kararın bu açıklamaları içerir biçimde sanığa tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Ek kararın, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu (temyiz), süresi, yöntemi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda kanun yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında, kesinleşmeyen hükme karşı kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1- Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2005 tarih ve 1997/966- 2000/75 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, Tebliğname :Kanun Yararına Bozma/2008089794 2- Hükümlü ...'ye anılan ek karar, yasa yollarına başvuru süresini, sürenin tebliğden başlayacağını, merciini, şeklini ve yöntemini gösterir biçimde açıklamalı olarak yöntemine göre tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi eklendikten ve esas hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.