Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/14329 E. 2010/5063 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/14329
Karar No
2010/5063
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, 6136 Sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Kısmen beraat - Kısmen mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A-) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle kurulan hükümlülük kararı ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle verilen beraat kararlarının temyiz incelemesinde; Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle kurulan hükümde, suçun 5237 sayılı TCY.nın 149.maddesinin 1.fıkrasının (a),(c),(d) ve (h) bentlerine aykırı biçimde, silahla, birden fazla kişi ile birlikte, konutta ve geceleyin işlendiği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılmış ise de; temel cezanın belirlenmesi sırasında aynı Yasanın 61. maddesindeki ölçütlerin gözetilmesi nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre sanık ... savunmanı ile Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle kurulan hükümlülük kararı ile sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle verilen beraat hükümlerinin isteme aykırı olarak ONANMASINA, B-) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma; sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık (ruhsatsız tabanca taşıma); sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma; sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde; Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçu nedeniyle kurulan hükümlerde, suçun 5237 sayılı TCY.nın 149.maddesinin 1.fıkrasının (a),(c),(d) ve (h) bentlerine aykırı biçimde, silahla, birden fazla kişi ile birlikte, konutta ve geceleyin işlendiği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması, temel cezanın belirlenmesi sırasında aynı Yasanın 61. maddesindeki ölçütlerin gözetilmesi nedeniyle sonuca etkili olmadığından; sanık ...'in olay yerine geldikten sonra, katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna bizzat doğrudan katıldığı gözetilmeden, anılan suçla ilgili 5237 TCY'nın 37/1. maddesi yerine 39/2-c maddesi ile uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamış, sanık ...'in katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu nedeniyle kurulan hükümde, cezanın doğru olarak belirlenmesi durumunda hükmolunacak ceza miktarı dikkate alındığında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231 .maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıkların, 5237 sayılı TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, 2- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108/4,5,6. fıkralarında "Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanma- sından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir." hükmünü düzenlemiştir. Buna göre denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek mahkemeye aittir. Buna göre; hüküm kurulurken mükerrir olan sanık hakkında TCY'nın 58/7. maddesi uyarınca "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına'" karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, sanık ... hakkında her bir suç nedeniyle ayrı ayrı kurulan hükümlerde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi, 3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 günlü 2007/1-32-97 sayılı ve benzer kararları ışığında; cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemelerin infazla ilgili bir hüküm olduğu, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasını öngördüğü, anılan madde uyarınca bir kişi hakkında başka, başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği, hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı, ayrı koruduğu, 5237 sayılı Yasada cezaların toplanması kurumuna yer verilmediği gözetilmeden, sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan hapis cezalarının içtima ettirilmesi, 4- Katılan ... vekili tarafından bu dosya ile ilgili yapılan vekillik görevinin tek bir iş olduğu düşünülmeden, katılan yararına hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan eşit oranda alınması yerine, ayrı ayrı alınmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı, sanıklar ... ve ... savunmanları ile Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, her bir suç nedeniyle ayrı ayrı kurulan hüküm fıkralarından " tüm sanıklar hakkında 53. maddenin uygulanmasına" ilişkin bölümlerin; "sanık ... hakkında 58. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümlerden 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108/4. maddesi gereğince takdiren 4 yıl süreyle denetim süresi tespitine" cümlelerinin; "sanıklar ... ve ... hakkında "cezaların toplanmasına ilişkin" bölümlerin; vekalet ücreti ile ilgili bölümdeki "ayrı ayrı" kelimeleri çıkarılarak yerine "Sanıkların, TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına" cümlelerinin; vekalet ücreti bölümünden çıkarılan kelimelerin yerine "eşit oranda" kelimelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri eleştiriler dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, C-) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma; sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık (ruhsatsız tabanca taşıma) suçları nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince; 1- Sanığın, 5237 sayılı TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, sanık ... hakkında kurulan hükümde yazılı biçimde uygulama yapılması, 2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17/04/2007 günlü 2007/1-32-97 sayılı ve benzer kararları ışığında; cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemelerin infazla ilgili bir hüküm olduğu, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de kesinleşmiş hükümlülüklerin infaz aşamasında toplanmasını öngördüğü, anılan madde uyarınca bir kişi hakkında başka, başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanabilmesi açısından mahkemeden bir toplama kararı isteneceği, hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsız olup varlıklarını ayrı, ayrı koruduğu, 5237 sayılı Yasada cezaların toplanması kurumuna yer verilmediği gözetilmeden, sanıklar ... ve ... hakkında hükmolunan hapis cezalarının içtima ettirilmesi ve sanık ... hakkındaki içtima sırasında, hesap hatası yapılarak eksik ceza belirlenmesi, 3- Katılan ... vekili tarafından bu dosya ile ilgili yapılan vekillik görevinin tek bir iş olduğu düşünülmeden, katılan yararına hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan eşit oranda alınması yerine, ayrı ayrı ve katılan ... vekilinin 28.07.2005 havale tarihli katılma istemini içerir dilekçesinde, sanık ... ile ilgili katılma isteminde bulunmadığı halde, vekalet ücretinin bu sanıktan da alınmasına karar verilmesi, 4- Sanık ... hakkında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesinin değerlendirilmemesi, 5- Kabul ve uygulamaya göre de; Sanık ... hakkında, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanları ile Yerel Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/14329, K. 2010/5063, T. 29.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-14329-e-2010-5063-k-b75245ba0e12