Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3780 E. 2024/9568 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3780
Karar No
2024/9568
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/509 E., 2023/544 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, bu defa Dairemizce Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalılardan ...'in ölen eşi ...'ten boşandığını, aynı karar gereğince de 100.000 Euro alacaklı olduğunu, davacının alacağının tahsili için Denizli 3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/1370 sayılı dosya ile icra takibine başladığını, takibin kesinleştiğini, davacıdan boşandıktan sonra davalı ... ile evlenen ...'in 08.06.2009 tarihinde öldüğünü, davacıdan boşandıktan bir gün sonra 16.12.2008 tarihinde davalı ... ile evlenen ...'in 17.12.2008 tarihinde Denizli Tapu Sicil Müdürlüğünde kayıtlı ... ada 8 parsel A blok zemin kat 20 nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazı satmış gibi devrettiğini, davalı ...'in de eşinden muvazaalı şekilde aldığı taşınmazı Nasuh'un ölümünden üç gün sonra 11.06.2009 tarihinde diğer davalı ... 'ya satmış gibi işlem yaptığını, her iki davalı arasındaki satış işleminin de gerçek dışı olduğunu, davacının alacağını almak için taşınmazı haczettirebileceğini düşündüğünden dava konusu taşınmazı gerçek değerinden çok aşağı bir değerle emaneten diğer davalıya geçirildiğini, satış bedelinin düşük olup, muvazaayı doğruladığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava açılmadan önce alınmış aciz vesikası olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile davacının davalı ... 'ya yönelik taleplerinde haksız olduğunu, davalı ... ile davalı ... arasında herhangi bir akrabalık bağı olmadığını, satış işleminin yasalara uygun yapıldığını, taşınmazın satın alındıktan sonra davalı ... tarafından kiraya verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, açılan davayı kabul etmediğini, borcu nedeniyle taşınmazı davalı ... 'ya sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... Mirasçıları; davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.03.2014 tarihli ve 2011/229 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararı ile; davacının davasının davalı ... Kartçı yönünden reddine, davacının davasının davalı ... ve Nasuh mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulü ile davacının Denizli 3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/1370 sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ilerinin dava konusu olan Denizli Merkez ... Mahallesi .... ada 8 parsel A Blok Zemin Kat 20 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri olan 26.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalı ... ve ... ile ...'dan tazminine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.11.2017 tarihli ve 2015/10034 Esas, 2017/11002 Karar sayılı ilamı ile; "... Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar İİK 282. maddesi hükmü uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte yine anılan hükme göre davada kötüniyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Davalılardan ... doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi değil, dava konusu taşınmazı üçüncü kişi konumundaki davalı ...’ten 11.06.2009 tarihinde satın alan dördüncü kişidir. Davalı ... ’ya yönelik davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkündür. Dördüncü kişi yönünden sadece düşük bedelle satılmış olması kötü niyetli olduğunun kanıtı sayılamaz. Dosya kapsamından adı geçen davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin yeterli araştırma ve incelemenin yapılmadığı anlaşılmakta olup; davacı tarafından davalı ...’nın davalı 3.kişi ...’in anne babasının komşusu olduğu iddia edilip, aynı taşınmaza ilişkin muris muvazaası dolayısıyla açılan bir başka davada davalı tanığı olarak dinlenen ... beyanlarında da davalı ... ’nın davalı ...’in anne babasının komşuları olduğu belirtildiğinden söz konusu bu dava dosyası da incelenerek; davalı ...'nın borçlu davalı müteveffa ...'in İİK.nun 280. maddesinde yazılı olduğu gibi borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının irdelenmesi, borçlunun ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun anlaşılması halinde dava konusu taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptaline, kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde şu an olduğu gibi davalı ... hakkındaki davanın reddine ve üçüncü kişi ... yönünden İİK’nun 283. maddesine göre davanın bedele dönüşeceği dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi ...’in taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. 2-Kabule göre ise, davanın İİK'nun 283.maddesi gereğince bedele dönüşmesi halinde üçüncü kişinin elinden çıkardığı tarihteki bedel ile sadece üçüncü kişinin sorumlu olması gerekirken zaten alacağın tahsili için açılan davada borçluyu (borçlunun mirasçıları ... ve ...) mükerrer borç ödeme külfeti yükleyecek şekilde tazminattan sorumlu tutulması da hatalı olmuştur. 3-Bozma neden ve şekline göre davalı ... Kartçı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.01.2020 tarihli ve 2019/478 Esas, 2020/26 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı ... Kartçı ve Nasuh mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ... yönünden açtığı davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile davacının Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2009/1370 sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ilerinin dava konusu olan Denizli Merkez ... Mahallesi ... ada 8 parsel A Blok Zemin Kat 20 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri olan 26.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere sorumlu olması davalı ...'den nakden tazminine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.11.2021 tarihli ve 2021/17525 Esas, 2021/8839 Karar sayılı ilamı ile; "... 1-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; bozma öncesinde ilk hükmü temyiz etmeyen davalı ... aleyhine kurulan ilk hükmün kesinleşmiş olmasına göre hükmü temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmadığından, bu davalı yönünden temyiz isteminin (dilekçesinin) reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verildiği belirtilmiş ise de dosya kapsamından bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalı ... ’nın davalı 3.kişi ...’in anne babasının komşusu olduğu iddia edilip, aynı taşınmaza ilişkin muris muvazaası dolayısıyla açılan bir başka davada davalı tanığı olarak dinlenen ...’un beyanlarında da davalı ... Kartçı’nın davalı ...’in anne babasının komşuları olduğu belirtildiğinden söz konusu bu dava dosyası da incelenerek; davalı ... 'nın borçlu davalı müteveffa ...'in İİK.nun 280. maddesinde yazılı olduğu gibi borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının irdelenmesi gereğine değinilmesine karşın; mahkemece, yalnızca bozma ilamında atıf yapılan dosyanın incelenmesi sonucunda davanın davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği, ancak davalı ... ’nın davalı ...’in anne babasının komşuları olduğu iddiası hakkında bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ... tarafından, dava konusu taşınmazın eşi ... tarafından dava dışı ...ve ...isimli kişilere kiraya verildiğine dair kira sözleşmeleri dosyaya sunulmuş ise de, bu kira sözleşmeleri taraflarca her zaman düzenlenebilecek belge niteliğinde olduğundan, gerçekten dava konusu taşınmazda, taşınmazın davalı 4.kişi ...’ya devredildiği 11.06.2009 tarihinden bu yana kimin ikamet ettiği, davalı borçlunun eşi olan 3.kişi ...’in nerede ikamet ettiği, ...’in anne ve babasının nerede yaşadığı ve ...’in anne babası ile davalı 4.kişi ...’nın herhangi bir dönemde aynı çevrede yaşayıp yaşamadığı, komşu olup olmadıkları ve birbirlerini tanıyıp tanımadıkları konusunda kapsamlı bir emniyet araştırması yaptırılıp, davalı 4.kişi ...’nın borçlu ... ve eşi olan davalı 3.kişi ...’in durumunu bilebilecek kişilerden olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi, davalı ... 'nın borçlu davalı müteveffa ...'in alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının irdelenmesi, borçlunun ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun anlaşılması halinde dava konusu taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptaline, kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde ise şu an olduğu gibi davalı ... hakkındaki davanın reddine ve üçüncü kişi ... yönünden İİK’nun 283. maddesine göre davanın bedele dönüşeceği dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi ...’in taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kolluk araştırması yaptırıldığı, ayrıca İl nüfus Müdürlüğünden davalılar ... ve ... ile davalı ...'nın anne ve babasının geçmiş tarihli adres kayıtlarının araştırıldığı, davaya konu taşınmazın açık adresinin "... Mahallesi 2432 Sokak A2 Blok No:18 D:20 ... Denizli" olduğu, kolluk araştırma tutanağına göre davaya konu taşınmazda 13-14 yıldır dava dışı ... isimli kişinin ikamet ettiği, davalı ...'in annesi olan ... ile babası ... ile davalı ... arasında tanışıklık ilişkisi bulunmadığı, davalı ...'in babası olan ...'ın 2007 yılında vefat ettiği ve nüfus kayıtlarında kayıtlı herhangi bir adresinin bulunmadığı, davalı ...'in annesi olan ...'ın 2007 yılından beri Acıpayam İlçesi ... Köyünde ikamet ettiği, davalı ...'in kayıtlı adresinin de annesi ile aynı şekilde Acıpayam İlçesi ... Köyünde olduğu, davalı ... Acıpayam İlçesi ... Köyü nüfusuna kayıtlı olduğu halde davalı ... 'nın Afyon İli, Başmakçı ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu ve davalı ... 'nın 2007 yılından beri Denizli merkezde bulunan Topraklık Mahallesinde ikamet ettiği, gelinen noktada davalı ... ile davalı ... arasında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık veya iş ilişkisinin tespit edilemediği, bu duruma göre davalı ... 'nın davaya konu taşınmazın hangi sebeple devredildiğini bilebilecek konumda olmadığı ve davalı ... ile ... arasındaki tapu devrinin muvazaalı şekilde yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... ve dahili davalılar ... ile ... aleyhinde açılan davanın reddine, davalı ... aleyhinde açılan davanın kabulü ile davaya konu Denizli İli, ... İlçesi, ... Mah. 2913 ada 8 parsel A Blok zemin kat 20 numaralı bağımsız bölümün davalı ... tarafından 11.06.2009 tarihinde devredilmesi nedeniyle İİK'nun 283/2. maddesi gereği Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2009/1370 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olacak şekilde taşınmazın devredildiği 11.06.2009 tarihindeki değeri olan 26.350,00-TL'nin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin davalılardan ... hakkındaki davanın reddine dair kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazda kimin oturduğuna dair yaptırılan zabıta araştırmasında ise ... isimli şahsın ailesi ile birlikte dava konusu taşınmazın temlik tarihinden önceye dayanır bir süredir kesintisiz ikamet ettiğine dair tutanağın davalı ...'nın kötü niyetli olarak dava konusu taşınmazı iktisap ettiğinin en açık göstergesi olduğunu, zira mal satın alan bir kişiden beklenecek olan ilk şeyin satın aldığı yerdeki dairenin kiracısı ile irtibata geçerek kiracıyı ya çıkarmak ya da kira bedelini talep etmek olduğunu, bozma ilamında da belirtildiği üzere adi yazılı kira sözleşmesinin her zaman düzenlenebilen belgelerden olduğunu ve belgenin sahteliğinin zabıta araştırması ile sübuta ermiş olmasına rağmen davalı ... yönünden davann reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapudaki devir işleminin her ki davalı tarafından bizzat yapılması, davalıların beyanları (beyanlar arasındaki çelişkiler, davalı ...’ın ...’nın anne-babası ile komşu olmasına rağmen ...’yı tanımadığını belirtmesi vs) dikkate alındığında yapılan satışın muvazaalı olduğunu bizzat kaçamaklı olarak itiraf ettiklerini, davalı ...'nın eşinin ölümünden 3 gün sonra taşınmazı hemen elden çıkardığını, bu durumun da davalılar arasındaki muvazaayı gösterdiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3780, K. 2024/9568, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-3780-e-2024-9568-k-07dc0b1ee2e0