Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9447 E. 2024/2730 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9447
- Karar No
- 2024/2730
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/621 E. 2023/97 K. DAVACILAR : 1. ..., 2. ..., 3. ..., 4. ..., 5. ..., 6. ... vekili Avukat ... DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... : 2. ... vekili Avukat ... : 3. Axa Sigorta A.Ş. vekili Avukat ... : 4. ... : 5. ... mirasçıları ..., ..., ... ...'a velayeten ... DAVA TARİHİ : 25.10.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'e karşı kaldırıma geçmeye çalışırken, davalılardan ...n sürücüsü olduğu beton mikserinin sol tarafından çarpıp yere düşürdüğünü ve ayaklarının üzerinden ileri ve geri olmak üzere geçmek suretiyle her iki ayağının kopmasıyla sonuçlanan kaza meydana geldiğini, olayda sürücünün %100 kusurlu yayanın ise kusursuz olduğu sonucuna varıldığını, şimdilik 2.000,00 TL maddi ve davacılara göre dağılımı dilekçenin 4. bendinde yapılan miktarlarda 160.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 162.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ilgisi ve sorumluluklarına göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılarca karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu araca karayolları zorunlu mali sorumluluk poliçesi düzenlendiğini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın tamamen reddi gerektiğini, tazminat hesabının sigortalının kusur oranınca yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının ve bulunuyor ise oranının tespit için bilirkişi görevlendirmesi yapılması gerektiğini, genel şartlara uygun olarak tüm hasar evrakları ile birlikte hasar başvurusu yapılması gerektiğini, eksik evrak ile yapılan başvurunun ardından davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle dava masraflarının faizden ve ferilerinden sorumluluğunun ve temerrüdünün bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacılar tarafından müvekkili şirket ile meydana gelen kazanın ne şekilde ilişkilendirildiğinin anlaşılmadığını, meydana gelen kaza müvekkili şirketin şantiyesine yakın bir yerde meydana gelmiş olsa bile bu hadiseden dolayısı ile davadan sorumlu tutulamadığını, müvekkili şirket ile kazaya sebebiyet veren şoför arasında bir bağlantı olmadığını, müvekkili şirketin işleten olmadığını, bu sebeple davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, işin esasına girilmesi durumunda müvekkili yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı İstanbul İl Özel İdaresi (...) vekili cevap dilekçesinde; hukuksal dayanaktan yoksun davanın öncelikle ilk itirazlar yönünden incelenerek reddini, esasa girilmesi halinde ise esastan reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Lojistik Beton San ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevsizliğini, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2016 tarihli ve 2013/293 Esas 2016/37 Karar sayılı kararıyla; davanın davalılar İl Özel İdare (...) ve ... İnşaat Şirketi yönünden husumet nedeniyle tüm talepler yönünden reddine, davalı ...Ş yönünden feragat nedeniyle tüm talepler yönünden davanın reddine, maddi tazminat talebi açısından davalılar ... ve ... Lojistik Şirketi bakımından davanın reddine, manevi tazminat talebine dair davanın tüm davacılar yönünden kısmen kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL, davalı ... için 5.000,00 TL, diğer davalılar ..., ...,... ve ... ...için ise ayrı ayrı 2.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... ve ... Lojistik Şirketinden müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2016/16977 Esas, 2019/8248 Karar sayılı ilamıyla; "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı ... Özel İdaresi, 06.12.2012 tarih ve 28489 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan On dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmiyedi İlçe Kurulması İşle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere de Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 Sayılı Kanunun 1. maddesinin 4. ve 5. fıkraları gereği İstanbul İl Özel İdaresi’nin tüzel kişiliği 30.03.2014 tarihli ilk yerel seçimlerle birlikte sona erdiği, 6360 sayılı Kanunun geçici 1.maddesinin 1. fıkrası gereğince teşekkül eden, 6360 Sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesi Çerçevesinde Kurulan Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından 25.03.2014 tarih ve 04 numaralı kararının 6. maddesi kapsamında, İl Özel İdaresinin ekte bulunan icra ve dosyalarının ilgilisine göre dosyada belirtilen kurumlara devrine kararı verilmiş olup, dosya içerisinde ek bulunmamaktadır. Eldeki davanın Komisyon tarafından hangi kuruma devredildiği araştırılması, bu surette belirlenecek kurumun davalı sıfatının varlığı kabul edilip , taraf teşkilinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması dopru görülmemiştir. 3-Kabule göre kaza, davalı sürücü ...’ın okul inşaatına hazır beton götürdüğü sırada meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı İstanbul İl Özel İdaresi ile davalı ... İnş. San. Tic. A.Ş. (müteahhit firma) arasında düzenlenen yapım işleri genel şartnamesinin 9. maddesi gereğince işin yapımı sırasında meydana gelen kaza, hasar, kayıp ve zararların mali, hukuki ve cezai bütün sorumluluk ve sonuçlarının müteahhit firmaya ait olacağı hüküm altına alınmış ise de; bu hüküm sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişkiyi düzenlediği, zarar gören ve onun halefi olan şahıslar bakımından bağlayıcılığı bulunmadığı açıktır. Ayrıca taraflar arasında düzenlenen yapım işlerine ait sözleşmesinin 22. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin Yapı Denetim Hizmetleri başlığı altında düzenlenen maddeler gereğince, davalı idarenin sözleşme konusu işleri kendi kontrol birimi ile denetim ve gözetim altında tuttuğu, işin her evresinde yüklenici ile birlikte görev üstlendiği anlaşıldığından İstanbul İl Özel İdaresi'nin söz konusu zarardan sorumlu olduğu dolayısıyla sözleşmeden de anlaşılacağı üzere davalı yüklenici ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş ile birlikte davalı İstanbul İl Özel İdaresi’nin birlikte sorumlu olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 4-Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında takdir olunan manevi tazminatların az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. 5-Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur.(BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalı işletenin aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, somut olayda; davacının 13.12.2013 tarihli ibraname ile 44.750,00 TL ödeme karşılığında davalı ... yönünden feragat etmiştir. Şayet yeni alınacak bilirkişi raporu ile sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı 44.750,00 TL ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde davalı işleten; poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır. (aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle) Eğer limitin altında bir zarar varsa davalı işleten ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Davalı araç sürücüsü ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığı ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı sözkonusu olmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan 44.750,00 TL ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise sürücü sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken davalı sürücü hakkında davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6-Davalı ... ile davacılara arasında yapılan sulh sözleşmesinde, davalı ... şirketinin maddi tazminata ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin talep etmeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen davalı ... ve ödemeden yararlanan sigortalı ... Lojistik Beton Sanayi Tic. Ltd. Şti. lehine maddi tazminata ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatının poliçe limitini aşmadığından sigorta şirketi ile yapılan sulh nedeni ile sorumluluğu kalmadığı, diğer davalıların ise meydana gelen kazada iş sahibi olmaları nedeni ile sorumluluklarının olduğu, olayın özelllikleri, davacının yaralanma derecesi, kusur oranları, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hak ve nesafet ilkeleleri gözetilerek, davalı ... yönünden feragat edilmiş olmakla davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ... İnşaat A.Ş, ... Lojistik Beton Ltd. Şti ile vefat eden davalı ... mirasçıları dahili davalılar; ..., ..., ... aleyhine ileri sürülen maddi tazminat talebinin kabulü ile 91.548,94 TL maddi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına ödenmesine, davalılar ..., ... İnşaat A.Ş, ... Lojistik Beton Ltd. Şti ile vefat eden davalı ... mirasçıları dahili davalılar; ..., ..., ... aleyhine ileri sürülen manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... lehine takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacı ... lehine takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... mirasçılarına ödenmesine, davacı ... lehine takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacı ... lehine takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacı ... lehine takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacı ... Yöney ...lehine takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil ve temerrüt tarihi olan 01.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile anılı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ... Yöney Kurt'a ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ..., davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının maluliyeti, olayın oluş şekli, meydana gelen kazada kusurunun da olmadığı değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu iddia ederek bozma talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davada taraf sıfatlarının olmadığını, kazaya neden olan aracın kendilerine ve yüklenici firmaya ait olmadığını, husumet nedeni ile davanın reddi gerektiğini savunarak bozma talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kendilerinin taraf sıfatının olmadığını, ihale sonrasında yapım işinin anahtar teslim sözleşme ile dava dışı başka bir firmaya devredildiğini, neden sorumlu tutulduklarının gerekçelendirilmediğini, kazada kusurlarının olmadığını savunarak bozma talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'ye ait diğer davalı ... sevk ve idaresindeki aracın karıştığı 01.10.2012 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ile yaya ve yakınlarının manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden ve davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2024 tarihinde Üye ... ve Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesine göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli, davalının eyleminin ağırlığı ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına ve gerekçelerine katılamıyorum. KARŞI OY Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinde bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 30.000,00 TL davacı ... için 5.000,00 TL diğer davacıların her biri için 2.000,00'er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Kural olarak manevi tazminat, duyulan ve duyulacak elem ve acıya karşılık olarak takdir edilen bir dava ya da edimdir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 56 ncı maddesine göre hükmedilecek tazminat zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek miktarda olmalıdır. Somut olayda tarafların sosyal ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olay tarihi, hüküm altına alınan maddi tazminatın yetersizliği, istek sahiplerinin duyduğu elem ve acının derecesi, manevi tazminatın caydırıcılığı dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır. Daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.