Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9399 E. 2023/2828 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9399
- Karar No
- 2023/2828
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/204 E., 2022/337 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasında görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 11.08.2008 tarihinde davalı şirketin trafik sigortacısı olduğu aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde davacının yaralanarak malul kaldığını beyanla, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10,00 TL geçici iş görmezlik tazminatı ve 9.990,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kaza nedeniyle davacı tarafa 08.12.2009 tarihinde 7.804,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeyle sorumluluğunun sona erdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarih ve 2016/14876 Esas 2019/6046 Karar sayılı ilamıyla; "...Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinin ikinci fıkrasında tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmaların, yapıldığı tarihten itibaren iki sene içinde iptal edilir hükmü yer almaktadır. Yine aynı madde de, sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalarında geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, yapılan ödemenin de göz ardı edilmesi düşünülmemelidir. Yapılan ödemenin gerçek olması durumunda verilen ibraname ancak “makbuz” hükmünde kabul edilmeli ve ödenen miktar, hüküm altına alınacak tazminattan indirilmelidir. Somut olayda; hasar dosyasında, davalı tarafından davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmadan %18 oranında maluliyeti olduğu takdir edilerek tazminat hesabı yapıldığı ve hesaplanan tazminat için ibraname alınarak davacıya 08.12.2009 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından usulüne uygun maluliyet raporu alınmadan davacıya ödeme yapılmış olmasına göre düzenlenen ibraname makbuz hükmündedir. Bu durumda mahkemece,davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek, davaya konu kaza nedeniyle oluşan zarar ve kusur durumlarının belirlenmesi için, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme istemi Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.02.2021 tarihli ve 2019/5395 Esas, 2021/1260 karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak ibranamenin makbuz hükmünde olduğunun kabul edildiği, işin esasına girilerek davacı tarafın usul ve denetime elverişli olarak maluliyet oranının belirlendiği ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10,00 TL geçici işgörmezlik tazminatı ile 9.990,00 TL sürekli işgörmezlik tazminatının 08.12.2009 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; KTK 111/2 nci maddesi uyarınca davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, kanun hükmünün açık olduğunu, anlaşmaya göre davacının sunduğu rapor çerçevesinde ödeme yapıldığını, borcun sona erdiğini, verilen kararın taraflar arasında eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulamasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın, Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.