Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5873 E. 2025/9732 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5873
- Karar No
- 2025/9732
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/791 E., 2022/759 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/498 E., 2018/284 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ikamet ettiği konutun bitişik olduğunu, davalının bahçesinin müvekkilinin tarafındaki duvarının yaklaşık 1,5 metre yüksekliğinde olduğunu ve sac levhalardan müvekkili tarafından bizzat yaptırıldığını, duvarın davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde yıktırıldığını, davalı tarafından müvekkiline .... Noterliğinin 06.05.2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi gönderilmiş ise de ihtarname ekinde usulüne uygun düzenlenmiş resmi tutanak olmadığını, 2960 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddelerine aykırı davranıldığını, bu maddelere göre tespitin ... İmar Müdürlüğü tarafından yapılması gerektiği ve imar mevzuatına aykırı değişikliğin tespiti halinde ise yine ... İmar Müdürlüğü tarafından yıkılması veya yıktırılması gerektiği, ... İmar Müdürlüğünün 31.05.2013 tarihli yazısının 14.06.2013 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak bildirim ekinde duvarın yasaya aykırı yapıldığına ilişkin tespit bulunmadığını, yazının yıkımdan sonra müvekkiline tebliğ edildiğini, yıkım tarihinde ... İmar Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bir işlem olmadığını, duvarın mevzuata aykırı inşa edilmesi halinde dahi bunun tespitinin ve tebliği ile ilgili yasal yollara başvurulması usulünün uygulanmadığını, davalının haksız fiil sebebiyle doğan zararı aynen ya da nakden tazmin etmesi gerektiğini belirterek zararın aynen tazminini aksi halde fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bahçesinin ön tarafında davacının duvarı olduğunu, bu duvarın da üst tarafından bahçenin tamamen ön cephesini kapatacak şekilde 3,5 m yüksekliğinde sac bir tabaka ve onun da üzerinde keskin jiletli tellerle kapatıldığını, duvarın ev hayatını çekilmez hale getirdiğini, duvarın kaldırılması için defalarca davacı ile görüşüldüğünü ancak sonuç alınmadığını, ... İmar Müdürlüğünün 31.05.2013 tarihli yazısına rağmen davacının duvarı kaldırmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 721 inci maddesi gereğince müvekkilinin hem duvarda hak sahibi hem de imar yönetmeliğine uygun şekilde kısaltılması konusunda sorumluluk sahibi olduğunu, müvekkilinin art niyeti olmaksızın kolluğa haber vermek suretiyle sac levhayı kısalttığını, kesilen parçaların da davacının bahçesine bırakıldığını, davacının şikayeti üzerine müvekkili hakkında açılan kamu davası sonucunda hakkında beraat kararı verildiğini, davacının yaptırdığı duvarın imar mevzuatına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının müvekkiline ait evin duvarını mülkiyet hakkına müdahalede bulunarak yıktığını, ihtarnamelerin haksız fiili yasal hale getirmediğini, söz konusu duvarın güvenlik sebebiyle yaptırıldığını, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede resmi herhangi bir tespit bulunmadığını, yıkım tarihinde ... İmar Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bir işlem olmadığını, davalıya ait yapı restorasyonu ile gerçekleşen iyileştirmelerle bodrum katının, bahçe seviyesine indirilmesi sonucu müvekkiline ait duvarın yüksekte kaldığının dosyaya ibraz edilmesi talep edilen projeler ile sabit olduğunu, resmi bir kurum tarafından gerçekleştirilmesi gereken işlemin davalı tarafından uygulanmaya çalışılmasının hukuka uygun olmadığını, davalının kasten mülkiyet hakkına tecavüz ettiğini, davalı tarafından herhangi bir yasal yola başvurulmadığını, 2960 sayılı Kanun'un 12 ve 13 üncü maddelerine aykırı hareket edildiğini, ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tarafların ikamet ettikleri taşınmazların sınırında bulunan ve davacı tarafından yaptırılmış olan duvarın, davalı tarafından yıkılması nedeniyle zararın aynen, aksi halde nakden tazmini ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, dava konusu olan duvarın imar mevzuatına aykırı olduğunun dosya kapsamından anlaşılmasına, davalının eyleminin söz konusu duvarı imar mevzuatının izin verdiği yükseklikte olacak şekilde kısaltmaktan ibaret olmasına, davalının eyleminde herhangi bir kötüniyet olmamasına, dava konusu olay nedeniyle davalı hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davası sonucunda suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmiş olmasına ve beraat kararının kesinleşmiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.