Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16538 E. 2023/8291 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16538
- Karar No
- 2023/8291
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/52 E., 2020/355 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili, ... Başkanlığı vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sürücüsü, davalı ...'ın maliki ve davalı Dubai Grup Sigorta A.Ş.'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, 07.01.2012 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu karşı araç sürücüsü olan davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.03.2020 tarihli bedel arıtım dilekçesi ile maddi tazminat talebini, 23.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, kusuru kabul etmediklerini, davacının kemer takmaması nedeniyle zararın meydana geldiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı Dubai Grup Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin sorumluluğunun sürücünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Dahili davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.12.2013 tarihli ve 2013/469 Esas, 2013/587 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre kazanın yargı bölgesi dışında meydana geldiği, davalıların hiçbirinin ikametgahının Hendek olmadığı, davalıların yasal süre içinde yetki itirazında bulunduğu, genel yetkili mahkemenin davalının ikametgah mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.04.2014 tarihli ve 2014/5860 Esas, 2014/5594 Karar sayılı ilamı ile "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 16.maddesinde haksız fiilden doğan davaların zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı yerleşim yeri olan Hendek Asliye Hukuk Mahkemesinde haksız fiilden (trafik kazası) kaynaklanan davayı açtığına göre davalının yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre malikinin davalı ..., sürücüsünün davalı ...'ın olduğu araç ile davacının içinde bulunduğu araçların karıştığı 07.01.2012 tarihli kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının kazanın oluşumunda kusursuz olduğu, kaza sonucu davacının çenesinde ve dişlerinde meydana gelen yaralanmalar neticesindeki maddi zararın 23.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 07.01.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı lehine belirlenen 23.000,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'si için kaza tarihi olan 07.01.2012 tarihinden, kalan 22.000.00 TL için ıslah tarihi olan 06.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... yönünden sigorta poliçesinde gösterilen limitlerle sınırlı olmak şartı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 07.01.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı için belirlenen 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, ... Başkanlığı vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kaza sonucu oluşan maluliyet durumu dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yetersiz olduğunu, faiz ve vekalet ücretine ilişkin hükümlerin hatalı olduğunu belirtmiştir. ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu olay nedeniyle davalı SGK'nın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, SGK aleyhine hüküm kurulması ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı lehine yüksek hesaplama yapıldığını, vekalet ücretine ilişkin hükmün hatalı kurulduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü/işleteni/zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın, 07.01.2012 tarihinde karıştığı çift taraflı kaza sonucu karşı araç sürücüsü olan davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz sebepleri incelendiğinde; a-Dosya kapsamına göre dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsilinin istendiği, 06.03.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat yönünden davacının talebinin 22.000,00 TL artırılarak toplam 23.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilinin talep edildiği; Mahkemece, 23.000,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'si için olay tarihi olan 07.01.2012 tarihinden, kalan 22.000.00 TL için 06.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece; davanın belirsiz alacak davası olarak açılması ve dava dilekçesi ile 06.03.2020 tarihli bedel artırım dilekçelerinde olay tarihinden itibaren faiz talep edilmesi dikkate alındığında toplam miktar yönünden faiz başlangıcının olay tarihi olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. b-Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47 nci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayda; kaza tarihi, davacının yaralanma derecesi, davacının kazada kusurunun bulunmaması, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu bulunması ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. c-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10 uncu maddesinde “(1)Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dosya kapsamına göre mahkemece; maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verildiği, yargılama esnasında kendini avukatla temsil ettiren davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına ilişkin ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yukarıda açıklanan düzenlemeye aykırı olacak şekilde bu husus gözetilmeden tek vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalılar ... ve ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. 4. ... vekilinin temyiz sebepleri incelendiğinde; 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi değiştirilmiş, buna göre "Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı", Kanun'un geçici birinci maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. Somut olayda; dava 07.01.2012 tarihinde, yukarıda belirtilen 6111 Sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra aracın sürücüsü, maliki ve zorunlu trafik sigorta şirketine karşı açılmıştır. Yargılama sırasında tedavi giderleri yönünden ... davaya dahil edilmiştir. 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulü ile 23.000,00 TL tazminatın dahili davalı ... ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı tarafından tedavi giderleri yönünden dava 6111 Sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra açılmış olup dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmediğinden, dahili davalı olarak davanın tarafı haline getirilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece, ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün; (2-a), (2-b) ve (2-c) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının davacı yararına, (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının ... yararına BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ile davalılar ... ve ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.