Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1421 E. 2024/1514 K. – Kasko Sigorta

Konu: Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1421
Karar No
2024/1514
Karar Tarihi
Konu
Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/296 E., 2020/920 K. Asıl ve Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/331 Esas Sayılı Dosyasında; DAVA TARİHİ : 09.10.2007 (asıl)- 02.12.2009 (birleşen) HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kısmen kabulüne- Birleşen davanın reddine Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl davada maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminatın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin davacı vekili tarafından duruşmasız, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün, taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dosya eksiklik talebi üzerine dosyadaki eksik hususlar tamamlanarak, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 13.2.2024 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkiline ait, davalıya Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketince ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.530,00 TL hasar bedeli ve 17.473,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.003,00 TL'nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 6.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faiziyle tahsilini; birleşen davada ise, asıl davaya ek dava niteliğinde bakiye alacak için dava açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22.700,00 TL asıl alacak, 16.709,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.409,72 TL alacağın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçe peşinatının kazadan sonra ödendiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1295. ve Kasko Sigortası Genel Şartları C.1. maddeleri uyarınca hasarın teminat dışı kaldığını, manevi tazminat istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.12.2008 tarih ve 2007/781 Esas, 2008/770 Karar sayılı kararı ile; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçede primlerin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının, prim taksitlerinin tahsili amacıyla kredi kartı bilgilerini davalı sigorta şirketinin acentesine verdiği, ancak karttan çekim yapılamadığından prim peşinatının tahsil edilemediği, bunu bilen davalının ekspertiz göndererek hasarı tespit ettirdiği ve hasar bedeli konusunda mutabık kaldığı, sonraki primleri de tahsil ederek sözleşmeyi fesh etmeyip ayakta tuttuğu, bu nedenle meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, manevi zararların kasko sigortası teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin kabulüne, araç hurdasının davalıya aynen teslimi koşulu ile 6.000.00 YTL’nın 17.02.2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.10.2009 tarih ve 2009/2470 Esas, 2009/6249 Karar sayılı ilamı ile; "...Mahkemece, davacının, hasar gören araç üzerinde TTK'nın 1269, 1270 ve 1271 maddeleri uyarınca, bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin olup olmadığı re’sen araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına, tarafların diğer temyiz itirazlarının bozma nedeni ve şekline göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.03.2012 tarih ve 2011/318 Esas, 2012/43 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyulmasına, davacının aracı sigorta ettirmek konusundaki menfaati ispatlanamadığından davanın aktif husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.04.2014 tarih ve 2014/4308 Esas, 2014/6648 Karar sayılı ilamı ile; "... Bozma ilamına uyulmuş ise de gerekleri yerine getirilerek yeterli araştırma yapılmamıştır. Dosya kapsamında yer alan 27.01.2014 tarihli... İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevabi içeriğine göre dava konusu hasara uğrayan araç davacı ... tarafından 20.01.2006 tarihinde noter satışı ile satın alınmış, 20.04.2006 tarihinde ise halen malik olan Mehmet Albayrak'a satılmıştır. Görüldüğü gibi kaza tarihi olan 03.02.2006 tarihinde sigortalanan aracın davacı ... adına tescil kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Bu bakımdan mahkemece davanın esasına girilerek tarafların iddiaları ve ortaya koyacakları delilleri dikkate olaranak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İstanbul 14. Asliye ticaret Mahkemesinin 17.02.2015 tarih ve 2014/716 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararı ile; asıl davada davacının maddi tazminata ilişkin davasının kabulü ile hurda aracın davalıya aynen teslimi koşulu ile 6.000,00 TL'nin 17.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve % 25 oranının aşmamak koşulu ile değişken oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, asıl davada davacının manevi tazminat isteminin reddine, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/331 Esas sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarih ve 2018/1832 Esas, 2020/2505 Karar sayılı ilamı ile; davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Davacı kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve davalıya kasko sigorta sözleşmesi ile güvence altına aldığı aracın hasarlanması nedeni ile talep ettiği hasar bedelinin ödenmemesi sonucu tazminat istemi ile dava açmıştır. Davacı vekili yargılama devam ederken 30.12.2014 tarihli beyan dilekçesinde; aracın hurda bedelinin ilk davanın yargılama sürecinde davalı tarafça ödendiğini beyan etmiş olmasına rağmen Mahkemece; davacı tarafa yapılan ödeme araştırılmadan asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece davalı tarafça davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne miktarda ve ne zaman yapıldığı davanın konusuz kalıp kalmadığı araştırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; mahkemece aracın hurdasının davalı tarafa aynen teslimine karar verilmiş ve davacı vekili temyiz dilekçesinde aracın hurdasının kendisinde olmadığını, aracın zaten davalının zilyetliğinde bulunduğunu belirtmiştir. Dosya içeriğinden aracın hurdasının kimde kaldığı anlaşılamamıştır. Kasko sigortası genel şartları düzenlemeleri irdelenerek aracın hurdasının taraflardan kimin uhdesinde kaldığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sigorta şirketinin sovtaj değerini 7.500,00 TL olarak kabul ettiği, aracın hurda değerini düşerek davacı ile anlaştığının dosya arasında bulunan makbuz niteliğindeki belgeden anlaşıldığı, davacı vekilinin 18.12.2008 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde davanın 6.000.00 TL'lik olduğunu beyan ettiği, bu nedenle asıl davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, asıl davada davacının manevi tazminata dair talebinin yasal koşullarının oluşmadığı, manevi tazminata dair davacı talebinin ispatlanamadığı, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/331 Esas sayılı davasında davacının ek olarak bakiye hasar ve zarar miktarının tahsiline ilişkin dava açtığı, birleşen dava yönünden kaza tarihinin 03.02.2006 olup ek dava niteliğindeki birleşen dava tarihinin ise 12.02.2009 olduğu, TTK 1268 inci maddesi gereği sigorta sözleşmesinden doğan davaların 2 yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, olay tarihi ile ek dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle, asıl davada davacının maddi tazminata ilişkin davasının kabulü ile hurda aracın davalıya aynen teslimi koşulu ile 6.000,00 TL nin 17.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve % 25 oranının aşmamak koşulu ile değişken oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, asıl davada davacının manevi tazminat isteminin reddine, birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/331 Esas sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hurda aracın teslimi koşulunun hurda aracın zaten davalıda olması nedeniyle hükümden bu şartın kaldırılması gerektiğini, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden kararın bozulması gerektiğini, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, karşı vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; hasarın teminat kapsamında olmadığını, poliçe peşinatının hasar tarihinden daha sonra ödendiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, aracın hurdasının davacıya terki ile hüküm tesis edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada, davacının sigortalısı, davalının Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortacısı olduğu aracın davacının sevk ve idaresinde iken tek taraflı trafik kazasına karışması sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli ile manevi tazminat istemine, birleşen davada ise, asıl davada bakiye kalan miktarın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 1339, 1340 ve 1283 üncü maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları. 3.Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, boma ilamına uygun yargılama yapılmış olmasına, aracın dava konusu kazadan sonra dava dışı kişiye noter satışı yoluyla satılmış olmasına, davaya konu hasar talebinin teminat kapsamında olmasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmamasına ve kararda yazılı gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmelidir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Asıl ve birleşen dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dosya arasında bulunan 18.12.2008 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre aracın onarımının ekonomik olmadığı, pert-total edilmesi gerektiği, aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç bedelinin 35.000,00 TL olduğu, hurda değerinin ise 7.500,00 TL olduğu, hurda bedelinin davalı sigorta şirketinin sunduğu ekspertiz raporu ile uyumlu olduğu, davacı tarafından sunulan 17.02.2006 tarihli belgeye göre tarafların aracın rayiç değeri ve hurda bedeli üzerinde anlaştıkları, davacının bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde asıl davanın değerini 6.000,00 TL ile sınırlandırdığı, bu durumda bu bedel yönünden asıl davanın ispat edildiği, ancak hurda aracın davalıya aynen teslimi koşulu ile hüküm tesisinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “...hurda aracın davalıya aynen teslimi koşulu ile...” ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1421, K. 2024/1514, T. 13.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1421-e-2024-1514-k-aed8ee1121d8