Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/27181 E. 2023/9145 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/27181
Karar No
2023/9145
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/450 E., 2021/676 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların eşi ve babası olan ... ...'ın kullanmış olduğu motosiklet ile ana yolda seyrederken ... ...'un sevk ve idaresinde bulunan araç ile çarpışması sonucu ... ...'ın vefat ettiğini, bu kazanın oluşumunda ... ...'un %100 kusurlu olduğunu, murisin vefatı ile mirasçıları olan davacıların desteğinden yoksun kaldıklarını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 700,00 TL ..., ... ve ...'nın her biri için 100,00'er TL olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini etmiş; 03.06.2023 tarihli dilekçesiyle desteğin motosikletinin ZMSS poliçesi olmadığı için ... aleyhine dava açtıklarını beyan etmiş; 22.05.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam talebini 46.320,00 TL'ye çıkarmıştır. Birleşen Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/235 Esas sayılı dava dosyasında davacılar vekili; muris ... ...'ın kullanmış olduğu 63 ZE 131 plaka sayılı aracın 26 S 6031 plaka sayılı araç ile çarpışması neticesinde hayatını kaybettiğini ve davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek ek dava olarak açılan işbu davanın Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/523 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın mirasçıları olan davacıların mirası reddettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.06.2015 tarih ve 2012/595 E.-2015/633K. sayılı kararı ile; 26 S 6031 plakalı aracın daha önce mahkemenin 2012/629 E. sayılı dosyasında davalı olarak gösterilen Axa Sigorta A.Ş.’ye 24.11.2011-24.12.2012 tarihleri arasında trafik sigortalı bulunduğu anlaşılmakla, kazaya sebebiyet veren aracın kimliği ve sigortasının belli olduğu ve murisin kendi kusuru ile yaptırmadığı sigorta nedeniyle de davalı ... Hesabına başvuru yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 01.11.2018 tarihli ve 2015/19423 E. - 2018/9998 K. sayılı ilamı ile; "Mahkeme gerekçesinde karşı aracın Axa Sigorta A.Ş.'ye zorunlu trafik sigortası ile sigortalı olduğu, murisin kendi kusuruyla yaptırmadığı sigorta nedeniyle davalı ... Hesabına başvuru yapılmasına yasal olarak imkan bulunmadığı şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, iki taraflı trafik kazasında davacılar 03.06.2013 tarihli dilekçeleriyle desteğin kullandığı motorsikletin zorunlu trafik sigorta poliçesi bulunmaması nedeniyle Güvence Hesabına karşı dava açtıklarını açıklamışlardır. Desteğin kullandığı motorsiklet dava dışı şahıs adına kayıtlı olup sigorta yapılmamasında desteğin kusuru olmadığı gibi, motorsiklet destek adına kayıtlı olsa idi dahi, kaza tarihi itibariyle davacılar zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan Güvence Hesabından tazminat isteme hakları olup bu durumda açıklanan ilkelere göre mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada (devreden Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/523 Esas sayılı dava dosyası yönünden) davacı ... yönünden "taleple bağlı olarak" davanın kabulü ile 36.121,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'ndan dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ... ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.717,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'ndan dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... ... yönünden "taleple bağlı olarak" davanın kabulü ile 3.190,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'ndan dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ... ...'a verilmesine, davacı ... ... yönünden açılan davanın reddine, birleşen dava yönünden (Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/235 Esas sayılı dava dosyası yönünden) davacı ... yönünden "taleple bağlı olarak" davanın kabulü ile 54.411,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'ndan dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ... ... yönünden açılan davanın reddine, davacı ... ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.809.02 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'ndan dava tarihi olan 12.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; faiz başlangıç tarihinin davalı kuruma başvuru tarihinden 8 gün sonraki tarih olarak başlatılması gerekirken dava tarihinden itibaren başlatılmasının doğru olmadığını, kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeni ile faiz türünün avans faizi olması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını, düzenlenen raporun denetime elverişli olmadığını, 2021 yılı asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan indirim yapılırken ana para+ faiz toplamı üzerinden indirim yapılması gerektiğini, bilirkişinin, ... ... ...’ın nüfus kayıtlarında olmadığı halde, dava dışı ... yönünden pay ayırarak hesaplama yapmasının doğru olmadığını, hesaplama tarihinde müteveffanın annesi ... yaşamadığı halde pay ayrılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında mevcut farklı kusur raporlarında, kazanın meydana gelmesinde taraflara izafe edilebilecek kusur oranlarının denetime elverişli bir şekilde tespit edilmediğini, CSO 1980 ve TRH 2010 Yaşam Tabloları TÜİK verilerine daha uygun olup her ne kadar Yargıtay kararlarında PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınıyorsa da, TRH 2010 Yaşam Tablosunun TÜİK verilerine yakın olması ve Yargıtayın son kararları da dikkate alınarak gerçek zararın hesaplanmasında Türkiye’ye özgü olan ve en güncel verilere göre hazırlanmış olan TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve 1.8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, dosya kapsamında bulunan aktüer raporlarının denetime elverişli olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, tazminat hesabında davacı eşin evlenme ihtimalinin dikkate alınmadığını, yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan aracın karıştığı 29.05.2012 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85, 89, 90,91 ve 92 nci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b9 bendi. 3. Değerlendirme 1. Dosya kapsamından hükme esas alınan 28.01.2020 ve 02.04.2021 tarihli bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bilirkişi raporlarına taraf vekillerince yapılan itirazların karşılandığı yeni bilirkişi raporu alınmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporları; davacıların destek paylarının hangi esasa göre belirlendiğinin, destek sürelerinin belirlenmesinde esas alınan yaşam tablosunun hangisi olduğunun, desteğin eşinin evlenme ihtimalinin hesaplanıp hesaplanmadığının, çocuklar yönünden hangi yaşa kadar destek zararı hesaplandığının anlaşılamaması, hesaplamada bilinen dönem ve bilinmeyen döneme ilişkin cetvel mevcut ise de ayrıntılı tablo ve cetvellerin yer almaması, destek zararının hesabında esas alınan ücretin belli olmaması, karşı aracın trafik sigortası poliçesini düzenleyen şirket tarafından yapılan ödemelerin mahsubunun ne şekilde yapıldığının belirtilmemesi nedeniyle denetlenememektedir. Ayrıca güncel nüfus aile kayıt tablosunda müteveffanın çocuğu olarak görünmediği halde ... yönünden pay ayrılması da doğru olmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Buna göre Mahkemece, davacıların zararının hesaplanmasında, bakiye ömür belirlendikten sonra, bilinen ve bilinmeyen (aktif-pasif dönem) döneme ilişkin ayrıntılı tablo ve cetvellerin yer aldığı, taraf vekillerinin itirazlarını da karşılayan usulüne uygun, denetime elverişli, açık ve anlaşılır hesap raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacılar yararına kararın BOZULMASINA, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bentinde açıklanan sebeplerle davacılar vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılar ve davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davacıların desteği olan sürücü ... ...'ın çift taraflı trafik kazası sonucu 29.05.2012 tarihinde vefat etmesi nedeniyle desteğin kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası olmadığından Güvence Hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. Dosya kapsamındaki desteğin ve desteğin eşi/eldeki davada davacı ...'ın sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasına yönelik 04.11.2013 tarihli kolluk tutanağında; destek (1987 doğumlu) ... ...'ın (06.06.2004 doğumlu) dava dışı ... ... isimli bir çocuğu daha olduğu, ancak desteğin nüfusuna kayıtlı olmayıp çocuk ...'nin kimlik bilgilerine göre desteğin eşi ... ve desteğin vefat eden kardeşi ... ...'ın nüfusuna anne baba olarak kayıtlı olduğunun harici tahkikat ile anlaşıldığı tespit edilmiştir. Destek ... ile davacı/eş ...'nın evlilik tarihi ise dosya kapsamındaki nüfus kaydına göre 08.01.2009 tarihidir. Mahkeme kararının gerekçesinde; yukarıda açıklanan tutanak bilgilerine yer verilerek desteğin yardımından kimlerin yararlandığının tespiti bakımından sadece nüfus kayıtlarına itibar edilemeyeceği, fiili durum nazara alınarak hükme esas alınan hesap raporunda çocuk ...'ye pay ayrılmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş; kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce "hesap raporunda eksiklikler bulunması nedeniyle raporun denetlemediği, ayrıca güncel nüfus aile kayıt tablosunda desteğin çocuğu olarak görünmediği halde dava dışı ... yönünden destek payı ayrılmasının da doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 45/II maddesinde; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir" şeklinde hükme bağlanmış, ölüm halinde ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların destek tazminatı isteyebilecekleri düzenlenmiş, ancak kimler olabileceği açık biçimde sayılmamıştır. Destek tazminatı talep etmek için kanuni mirasçı olmak gerekli değildir. Sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Gerek madde hükmü gerek uygulamaya göre yakınlığın salt nüfus kayıtlarına göre belirlenen yakınlık olmayıp desteğin ölümü sonucu yardımından yoksun kalanları kapsayacağı kabul edilmektedir. Mahkemece sadece kolluk tarafından tutulan tutanak bilgilerine göre desteğin çocuğu olduğu tespit edilen dava dışı ... ...'a hesap raporunda destek payı ayrılmasının yerinde olduğu kabul edilmişse de destek ile dava dışı çocuk ... arasında sürekli, düzenli ve fiili bir bakım ilişkisi olup olmadığı yönünde başkaca bir araştırma ve inceleme yapılmamış, dava dışı ...'nin babası olarak nüfusa kayıtlı olduğu tespit edilen/desteğin vefat eden kardeşi ... ...'ın nüfus kayıtları da dosyaya kazandırılmamıştır. Açıklanan nedenlerle; destek ... ... ile dava dışı çocuk ... ... arasındaki bakım ilişkisi araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulması kanaatinde olduğumdan; sayın çoğunluğun güncel nüfus aile kayıt tablosunda desteğin çocuğu olarak görünmeyen dava dışı ...'ye pay ayrılmasının doğru olmadığına ilişkin bozma yönündeki görüşüne gerekçesi yönünden katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/27181, K. 2023/9145, T. 13.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-27181-e-2023-9145-k-ef0e47eed2ea