Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22791 E. 2023/3074 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/22791
- Karar No
- 2023/3074
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/672 - 2021/160 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya karşı direnilmesi üzerine davacı vekilinin talebi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca, direnme kararının bozulmasına, Dairece bozma kararına uyularak yeniden karar verilmesine karar verilmiş; mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği ...’in 04.04.2013 tarihinde sevk ve idaresindeki aracın takla atması sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığından davalı ...’nın zararı karşılaması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini ... için 106.953,53 TL, ... için ise 39.605,59 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti dâhilinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğunu, Sigortacılık Kanunu’nun 14 üncü maddesi ve ... Yönetmeliği’nin 9/b maddesi uyarınca somut olay bakımından alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının birleştiğini, zira Yönetmeliğin 16 ncı maddesi uyarınca Güvence Hesabının davacılara rücu hakkının doğacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2014 tarih, 2014/438 Esas ve 2014/379 Karar sayılı kararı ile ... Yönetmeliği’nin 9/b maddesi uyarınca, motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olduğunda, kaza tarihinde geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlardan davalı kurumun sorumlu olduğu, somut olayda ilke olarak davalı ... Hesabının sorumluluğunun esas olduğu, anılan Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde ise kurumca ödenen tazminatların, aracını sigorta ettirmeyen araç işleteni ile araç sürücüsünden rucüen tazmin edileceğinin öngörüldüğü, aracını sigorta ettirmeyen işleten ve araç ile kaza yapan sürücünün veya bu kişilerin ölümü hâlinde yasal mirasçılarının yansıma yolu ile gördüğü zararların daha sonra bu kişilerden rucü edilebileceğinden, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 116 ncı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 135 inci maddesi gereğince alacaklı ve borçlunun birleşmesi sonucunu doğuracağından davalı ... Hesabından tazminin istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/8900 E., 2015/15047 K. sayılı kararı ile“…Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağına, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, davacıların kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalıp kalmadıkları değerlendirilerek, destekten yoksun kaldıklarının kabulü hâlinde davalı ... karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek karar verilmesi…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Direnme Kararı İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2019 tarihli ve 2019/28 E., 2019/233 K. sayılı kararı ile müteveffanın kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden tazminat talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. D. Hukuk Genel Kurulu'nun 16.06.2020 tarih, 2020/17-111 Esas ve 2020/422 Karar sayılı Kararı ile davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve Yönetmeliğe göre, zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde sorumluluğu üstlenen davalı ... Hesabının, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... Hesabının sorumlu olacağı, davacıların davalı ... karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece verilen son kararla: Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bilirkişi raporu hükme esas alınarak; davacıların davalarının kabulü ile davacı ... için 106.953,53TL, davacı ... için 39.605,59 TL olmak üzere toplam 146.559,12 TL'nin dava tarihi olan 06.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesince; sürücü mirasçısının sürücünün kusuruna dayanarak tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, kazanın oluşumunda müteveffa sürücü ...'in %100 yani tam kusurlu olduğunu, KTK'nın 86/2 nci maddesi gereğince davacıların tazminat talep edemeyeceklerini, destekten yoksun kalma zararı bir yansıma zararının olup zarar görenin istemeye hakkının olmadığı bir zararı mirasçılarının da isteyemeyeceğini, alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini, ıslah edilen tutar için 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müteveffanın anne ve babası hayatta ise tazminat hesabında anne ve baba paylarının da dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın muhtemel 2. çocuğu için pay ayrılmadığını ileri sürülerek kararların bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç işleteni olan sürücünün tek taraflı trafik kazasında ölümünden dolayı, sürücünün mirasçıları tarafından Güvence Hesabından destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, ... Yönetmeliği. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2. Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumunda ise desteğin gelirden eşi ile birlikte ikişer pay alırken çocuklara birer pay verileceği yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay çocukların her birine 1 pay ana ve babaya birer pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, müteveffanın destek tazminatı hesabı yapılırken; desteğin anne ve babasıyla, muhtemel 2. çocuğuna pay ayrılmadığı, desteğin tüm gelirini eşi ve tek çocuğu ile paylaşacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Dosya kapsamında desteğin kaza tarihinde anne ve babasının hayatta olup olmadığı araştırılmaksızın, desteğin gelirinden anne ve babasına destek payı ayrılmadan yapılan hesaplama eksik ve hatalı olmuştur. Şu durumda mahkemece; desteğin nüfus kayıtları celp edilerek kaza tarihinde desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacı eş ve çocukların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, destek paylarının hatalı belirlendiği rapordaki hesaplamanın kabulü doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya istek halinde iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.