Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/10197 E. 2023/7200 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10197
- Karar No
- 2023/7200
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1376 E., 2019/1590 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/İstinaf başvurusunun reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2013/846 E., 2018/252 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... arasında işyeri sigortası akdedildiğini, müvekkilinin sigorta primini belirlenen tarihte davalı ... şirketine ödediğini ve böylece poliçenin geçerli hale geldiğini, müvekkilinin iş yerinde 27.06.2011 tarihinde patlama meydana geldiğini, bu patlama neticesinde ölüm, yaralanma ve maddi hasar meydana geldiğini, olayla ilgili olarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığını ve soruşturmanın halen devam ettiğini, sigorta tazminatının ödenmesi talebiyle davalı ... şirketine başvurulduğunu, sigorta şirketinin ekspertiz yaptırdığını ancak hasara ilişkin ekspertiz raporunu müvekkiline vermediğini, davalı ... ile yapılan sözleşme devam ettiğine ve teminat altına rizikolar gerçekleştiğine göre, sözleşme uyarınca muaccel hale gelen tazminatı davalı ... şirketinin ödemesi gerektiğini, davalı ... şirketinin ödeme yapmaması ve buna ilişkin olarak ret cevabı vermesinin tamamen haksız ve kötü niyetli olup ödenmesi gereken tazminatın geciktirilmesine yönelik olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın rizikonun gerçekleşme tarihi olan 27.06.2011 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Ticaret Kanunu'nun 1420. maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, olayın 27.05.2011 tarihinde meydana geldiğini, ekspertiz raporunun 25.07.2011 tarihinde düzenlendiğini, alacağın ekspertiz raporu düzenlenmesinin akabinde muaccel olacağı dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, müvekkili şirket tarafından zararın teminat dışı olduğunun davacıya bildirildiği tarihten bu yana da iki yıllık sürenin dolduğunu, sigorta poliçesinin Diğer şartlar bölümünün 6. maddesinde "işbu poliçe, teminat konusu faaliyetlere ve ürünlerin imalat, satış ve dağıtımına ilişkin tüm yasa, mevzuat, düzenleme ve benzeri yükümlülüklere tamamıyla uyulmuş olması koşuluyla geçerli olacaktır. Bu kriterlerin yerine getirilmediği faaliyetlere ve ürünlere ilişkin tazminat talepleri teminat kapsamı dışındadır" denildiğini, davacının maddede belirtilen kriterleri yerine getirmemesi nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu, davacının akaryakıt istasyonunu kiraya verdiğini, buna rağmen akaryakıt istasyonunun işletilmesi ile ilgili tüm izin ve ruhsatların davacı adına olduğunu, Petrol Piyasası Kanunu'na göre kiralayanın davacının lisansı ile akaryakıt istasyonu işletebilmesinin mümkün olmadığını, bunun için yeni lisans talebinde bulunulması ya da mevcut lisansın tadil edilmesi gerektiğini, Petrol Piyasası Kanunu'na göre bayi olarak adlandırılan gerçek ya da hükmi şahısların akaryakıt satışı yapabilmeleri için dağıtım şirketi ile sözleşme yapmaları gerektiğini, akaryakıt istasyonunu kira sözleşmesi ile dava dışı şirketin işletmesi dikkate alındığında davacının bu duruma müsaade etmesinin faaliyet konusu ile ilgili yasa ve mevzuatın ihlali anlamına geldiğini, Lpg İle Çalışan Motorlu Taşıtlar İçin İkmal İstasyonları Yönetmeliği'nin 19. maddesine göre LPG ikmal istasyonlarında işlerin yetkili bir uzman gözetiminde yürütülmesi için sorumlu müdür bulunmasının zorunlu olduğunu, işyerinde sorumlu müdür bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, davacının Petrol Piyasası Kanununda düzenlenen yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile dava konusu petrol istasyonunun Şanlıurfa 4. Noterliğince düzenlenen 12.08.2009 tarih ve 19942 yevmiye nolu kira sözleşmesi ile 5 yıl süre ile dava dışı Musay Gıda Petrol İnşaat Nak. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kira kontratı ile kiralandığı, alınan tüm belgelerin ilgili petrol istasyonunun işletilmesi ile ilgili tüm ruhsat ve izinlerin davacı Nahya Kayacan Petrol İnşaat Özel Güvenlik Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına olduğu, Petrol Piyasası Kanunu'nun 2 nci maddesine göre Musay Gıda Petrol İnşaat Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacının lisansı ile akaryakıt istasyonu işlettiği, bu durumun ilgili yasal mevzuata aykırılık oluşturduğu, sigorta şirketi ile imzalanan ilgili poliçenin sorumluluk sigortalarına ilişkin sigortalının yükümlülüğü başlığının 6. nolu bendinde tüm yasa mevzuat düzenleme benzeri yükümlülüklere tamamıyla uyulmuş olması koşuluyla sözleşmenin geçerli olacağının belirtildiği, bu kriterlerin yerine getirilmemesi halinde tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında kalacağı belirtildiğinden davacının talebinin teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, her türlü izinlerin alınarak ve gerekli şartlar sağlanarak yasal bir şekilde işletilen akaryakıt istasyonunun usulüne uygun bir şekilde kiraya verilmesi durumunda dahi gerekli yasal şartların devam ettirilmesi durumunda mevzuata aykırılığın söz konusu olmayacağını, akaryakıt istasyonunun işletilmesi için öngörülen şartların kişiye özgü değil nesnel şartlar olduğunu, gerekli şartların sağlanması durumunda istasyonun kim tarafından işletildiğinin herhangi bir önemi bulunmadığını, mahkeme kararında yasal mevzuata aykırı bir kullanım olduğundan bahsedilmiş ise de sözkonusu aykırılığın hangi yasal metne aykırı olduğunun belirtilmediğini, yerel mahkemenin dayandığı mevzuatın gerekçeli kararda açıkça belirtilmesi gerektiğini, akaryakıt istasyonlarının genellikle ruhsat sahibi tarafından değil kiracı tarafından işletildiğini, kiracıların akaryakıt istasyonlarını 2-3 yıl gibi sürelerle kiraladıklarını, ruhsat işlemlerinin tamamlanmasının bizatihi yaklaşık 2 yıl sürdüğünü, bu durumda her kiracıdan yeniden ruhsat işlemleri girişiminde bulunulmasının iş hayatının olağan akışına da aykırılık teşkil edeceğini, akaryakıt istasyonunun kiracı tarafından isletildiği bilindiği halde poliçe düzenlendiğini, rizikonun gerçekleşmesinden sonra yasal mevzuata aykırı bir kullanım olduğundan bahsedilmesinin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, söz konusu bilirkişi raporunun soyut nitelikte olup davalı tarafın itirazları doğrultusunda düzenlendiğini, akaryakıt istasyonu ile lpg istasyonu işletmesi ruhsatı almak için mevzuat hükümleri gereğince birçok şartlar öngörülmesine rağmen sözkonusu şartların şahsa özgü olmayıp nesnel şartlara özgü olduğunu, akaryakıt istasyonunun işletilmesi için kişiye özel değil ciddi önem arz etmesinden ötürü işletmeye özgü nesnel şartların sağlanması gerekmekte olup şahsa ait özelliklerin herhangi bir öneminin bulunmadığını, gerekli nesnel şartların sağlanmasıyla birlikte istasyon kullanım hakkının elde edilmesi durumunda söz konusu istasyonun kiraya veren veya kiracı tarafından kullanımının herhangi bir öneminin bulunmadığını, mevzuata aykırı bir kullanım olması halinde dağıtım şirketlerinin Lpg teslimatı yapmalarının mümkün olmayacağını, davalı tarafça istasyonun kiraya verildiğinin bilinmesine rağmen yeniden poliçe düzenleyen sigorta şirketinin itirazlarının iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, mevzuat hükümleri gereğince gerekli şartlar sağlanıp sürdürüldüğü ve aynı zamanda mevzuata aykırı bir kullanım söz konusu olmadığı halde davacı tarafından akaryakıt istasyonunun kiraya verilmesinde herhangi bir engel bulunmadığını, davalı ... şirketinin sorumluluğunun tamamen kaldırılmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin diğer şartlar Bölümünün 6. maddesinde "işbu poliçe, teminat konusu faaliyetlere ve ürünlerin imalat, satış ve dağıtımına ilişkin tüm yasa, mevzuat, düzenleme ve benzeri yükümlülüklere tamamıyla uyulmuş olması koşuluyla geçerli olacaktır.Bu kriterlerin yerine getirilmediği faaliyetlere ve ürünlere ilişkin tazminat talepleri teminat kapsamı dışındadır" denildiği, sigortaya konu akaryakıt istasyonunun Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak lisans sahibi olduğu iddia ve ispat edilmeyen dava dışı Musay Gıda Petrol İnşaat Nakliyat Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından işletildiği sabit olduğundan meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında kabul edilmesi mümkün olmadığı, yine sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemiştir C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; iş yeri (akaryakıt servis istasyonları) sigorta sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilşkindir. 2. İlgili Hukuk 5307 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 09.2005 tarihli 25938 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Lisans Yönetmeliği. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.