Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/12569 E. 2012/17379 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/12569
- Karar No
- 2012/17379
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI- K. DAVALI : 1-... vekili Avukat ... 2-... vekili Avukat ... DAVALI- K. DAVACI : ... vdl. Davacı-karşı davalı ... ve diğeri vekili Avukat ...tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine 16/09/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 09/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava haksız fiil nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı karşı davacı ... tarafından temyiz olunmuştur. Davacı-karşı davalı ..., Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde bölüm başkanı olarak görev yapan davalının kendisine hakaret ettiğini, iş yerinde huzurunu bozduğunu belirterek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı-karşı davacı ..., davanın reddini savunmuş; aslında iş yerinde davacının huzuru bozduğunu iddia ederek manevi tazminat talep etmiştir. Diğer davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, asıl davada; davacının davalıya hakaret ettiği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, birleşen davada; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy.K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda , dava tarihinde, kamu görevlisi olan davalı karşı davacı ...'ın görevi sırasında yine kamu görevlisi olan davacı karşı davalı ...'a haksız fiilde bulunduğu belirtilerek manevi tazminat istendiğine Anayasa'nın 129/5. maddesi -/- -2- 2011/12569-2012/17379 ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine, kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre; kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, davalı karşı davacı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre, öteki temyiz itirazlarının ise incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/11/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) KARŞI OY YAZISI Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemizin bozma görüşüne katılmıyorum. 20/11/2012