Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/12408 E. 2011/13803 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/12408
Karar No
2011/13803
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/08/2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... ve ... Uulslararası Taş. ve Tic. Ltd. Şti. ile duruşmasız incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20/12/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında talan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacıların davalılar ..., ... ile ...'na yönelik temyiz itiraları yönünden; Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılardan ... ve ... Uluslararası Taş. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Anayasa'nın 129/5 maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları rücu edilmek kaydıyla kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine dava açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesinde; kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Davaya konu olayda Karayolları Genel Müdürlüğü personeli olan adı geçen davalılar ..., ... ve ...'nun işaretleme hatasına dayandığına göre, mahkemece bu davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddi yerine, işin esasının incelenmiş olması bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalılar ..., ... Uluslaraarası Taş. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece zarar tespit raporlarından ilk alınan 22/07/2004 günlü bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Oysa karar tarihine en yakın bilirkişi raporu ... tarafından düzenlenen 29/07/2009 tarihli rapor olup, gelir durumu güncelleştirilmekle karara dayanak alınabilir. Ancak raporda müteveffa anne ... yönünden kusur indirimi yapılmamış ise de hakkaniyet gereği eşinin %30 kusurunun da zarardan düşülmek ve davacıların talepleri aşılmadan, haklarında husumetten reddedilecek davalıların sorumlulukları gözetilerek, tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere bir karar vermek gerekir. Bu yönler gözetilmeden verilen hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılardan ..., ... Uluslararası Taş ve Tic. Ltd. Şti. ile davacılar yararına BOZULMASINA, davacılar ile davalılar ... ve ... Uluslararası Taş. ve Tic. Ltd. Şti.'nin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 825,00 TL'sinin de temyiz eden davalılılara yükletilmesine ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 20/12/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY YAZISI Anayasa’nın 129/5.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15/11/2000 gün ve E:2001/4-1650; 2000/1690, 26/09/2001 gün ve E.2001/4-595 K:2001/643, 29/03/2006 gün ve E.2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K.2007/725; 31/10/2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve 2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği şeklinde çoğunluğun 1 nolu bentdeki bozma nedenine katılmıyoruz. 20/12/2011

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/12408, K. 2011/13803, T. 20.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2010-12408-e-2011-13803-k-128e06c1b4dd