Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2009/7730 E. 2010/4165 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/7730
- Karar No
- 2010/4165
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/03/2007 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/04/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, davalının kendisine ait olmayan yetkiyi kullanarak gerçekleştirdiği atama işleminin iptal edilmesi nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı ise, zamanaşımı def'i, yetki ve husumet itirazında bulunmuş, davacı hakkında yapılan soruşturma raporundaki öneriye göre işlem yapıldığını, genel uygulamanın da valiye ait yetkinin devri suretiyle sürdüğünü, davacının zararı bulunmadığını ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davalının kendisine ait olmayan yetkiyi kullanmak suretiyle davacının atamasını yapmasının kişisel kusur oluşturduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Vali adına, vali yardımcısı vekili Milli Eğitim Müdürü olarak, yetkisiz biçimde davacının atamasının yapılması biçiminde gelişen olayın özelliği, bu konuda daha sonra vali yardımcılarına yetki verilmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 3.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 1.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…3.000,00…” biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine “…1.000,00…” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 2 nolu bendinde yer alan “…162,00…”, “…108,00…” ve “…162,00…” biçimindeki sayı dizilerinin ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…54,00…”, “…216,00…” ve “…54,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; yargılama giderlerine ilişkin 5 nolu bendinde yer alan “…8,79…” biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine "…2.93…" sayı dizisinin yazılmasına; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın davalı yararına düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/04/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır. Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 08/04/2010