Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/31569 E. 2013/15950 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/31569
- Karar No
- 2013/15950
- Karar Tarihi
Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25/03/2008 gün ve 2007/379 esas, 2008/94 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 13/06/2012 gün ve 2010/16756 Esas, 2012/14496 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; TCY'nın 58. maddesinin uygulanmasında 5275 sayılı kanunun 108/2. maddesi uyarınca hangi ilamın tekerrüre esas alındığının denetime olanak verecek ve infazda duraksamaya yol açmayacak biçimde kararda açıkça gösterilmemesi, Yasaya aykırı ve sanık ...'nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA" karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/09/2012 gün ve 2008/218869 sayılı yazısı ile; "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141/4. maddesi "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir. " hükmünü içermektedir. Tekerrür uygulamalarına ilişkin TCK.nun 58. maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa'nın 108. Maddesindeki düzenlemeler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28/02/2012 tarih ve 2011/6-245 Esas ve 2012/61 K. sayılı ilamı karşısında, sanık hakkında birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde, bunlardan en ağırının esas alınması ve tekerrür esas alınan ilamların da hükümde açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Ancak yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28/02/2012 tarih ve 2011/6-245 Esas ve 2012/61 K. sayılı ilamında yer aldığı şekilde, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında hangi ilamın tekerrüre esas alındığı karar yerinde gösterilmeden hakkındaki cezanın “mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” karar verilmesi halinde, aleyhe temyiz bulunmaması durumunda 1412 sayılı CMUK.nun, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, sabıkasındaki ilamlardan ceza miktarı bakımından en hafif olanının tekerrüre esas alınması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olayımızda; Mahkeme yapılan yargılama sırasında sanığın adli sicil kaydında yer alan kayıtların incelemesinde tekerrüre esas sabıka kayıtları olduğunu görmüş bu ilamların kendisine ait olduğunu kabul eden sanık hakkında da TCK.nun 58. Maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimini uygulamaya karar vermiştir. Ancak hangi ilamın esas alındığını kararda belirtmemiştir. Sanığın dosya içerisinde mevcut adli sicil kaydında 3 adet mahkumiyet ilamının yer aldığı, bunların Cumhuriyet Başsavcılığımızca mahallinden getirtilip incelemesinde de birinin kesin nitelikte bulunması, diğerinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin olmaları sebebiyle tekerrüre esas nitelikte olmadıkları görülmüştür. Ancak sanığın Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2005/658 E. 2007/109 K. sayılı 2.400 TL. adli para cezasına ilişkin ilamının kesinleşme tarihinin olayımızın suç tarihinden önce olup tekerrüre esas olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre sanığın tekerrüre esas tek sabıkası vardır. Adli sicil kaydında tekerrür esas ilamı bulunan sanık hakkında mahkûmiyet hükmünde hangi ilamın tekerrüre esas alındığı kararda gösterilmeden, yalnızca sabıkası olduğu belirtilerek 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi isabetsiz ve bozmaya gerektirir bir durum ise de, dosya kapsamına göre leh ve aleyhe değerlendirilmesi bile yapılmadan tekerrüre esas tek sabıkası bulunan sanığın bu ilamının kararda gösterilmesi sağlanarak hükmün düzelterek onanabileceği düşünüldüğünden ilamınızın Dairenizce yeniden incelenmesini istenilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle Yüksek Dairenizin 13.06.2012 gün ve 2010/16756 E. 2012/14496 K. sayılı ilamının yeniden incelenerek sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulandığı bölümün" Edirne3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/658 E. 2007/109 K. Sayılı ilamı ile hükümlü olduğu anlaşılan sanık hakkında verilen cezaların TCK.nun 58/6. madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" biçiminde düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmesi, eğer itiraz yerinde görülmez ise dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 1. fıkrasında; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.” hükmüne yer verildiği, Uyap kayıtlarına göre Dairemizin itiraza konu 2010/16756 esas sayılı dosyasının 19/07/2012 tarihinde kaydının kapatıldığı ve itiraz yazısında da belirtildiği üzere 20/07/2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği, ancak Başsavcılıkça yasal otuz günlük süreden sonra 25/09/2012 tarihinde karara sanık aleyhine sonuç doğurabilecek biçimde itiraz edildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.