Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/13312 E. 2011/12160 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13312
Karar No
2011/12160
Karar Tarihi

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1, 289/1-ikinci cümle, 62, 50 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 740,00 ve 20,00 Türk lirası adlî para cezalan ile cezalandırılmasına dair Bafra Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2010 tarihli ve 2010/179 esas, 2010/728 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 17.04.2011 gün ve 19855 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2011 gün ve 184201 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “ Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/12/2009 tarih ve 2008/7470 esas, 2009/21076 karar, 26/01/2010 tarih ve 2008/6720 esas, 2010/777 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, "...vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı...", somut olayda sanığın savunmalannda yediemin olarak kendisine bırakılan mallan başka alacaklılann haciz edip muhafaza altına aldıklarından dolayı hacizli mallan satış yerine götürmediğini açıklaması, dosyada hacizli mallann teslim amacı dışında tasarruf edildiğine dair ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilinde görülmemesi karşısında, mahkemece yerinde yapılacak inceleme sonucunda hacizli malların amacına uygun muhafaza edilmekte olduğunun ve teslim amacına aykın şekilde tasarruf edilmediğinin saptanması halinde kanuni unsurları oluşmayan suçtan dolayı beraat karan verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü; Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 sayılı T.C.Y.'nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.'nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1) Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2) Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.'nın 289. maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır. İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre yediemin, sanığın hacizli malları yapılan tebligata karşın satış yerine getirmeyip bu malların başkaları tarafından alınmasına ve elden çıkmasına neden olarak muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Sanık soruşturma ve yargılama aşamasındaki savunmalarında hacizli malların borçlu olduğu başka kişiler tarafından alacaklarına karşılık olarak götürülmesi nedeniyle satış yerinde hazır edemediğini bildirmiştir. Bu savunma karşısında sanığın yukarıdaki paragrafta belirtilen hacizli malları saklama, koruma ve olduğu gibi bırakma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Yediemin sanığın hacizli malların takip alacaklısı dışındaki diğer kişilerce götürülmesine neden olma biçimindeki davranışı suçun maddi unsurunu oluşturan teslim amacı dışında tasarrufta bulunma kapsamında kalmaktadır. Mahkeme kararın gerekçesinde suçun maddi unsurunu değerlendirirken sadece hacizli malların satış yerine getirilmemesini esas almış ise de iddianame içeriği ve savunmaya göre teslim amacı dışında tasarrufta bulunma hareketinin somut olayda hacizli malların takip alacaklısı dışındaki diğer kişilerce götürülmesine neden olma biçimindeki davranışla gerçekleştiği açıktır. Mahkemece kurulan mahkumiyet hükmünün, suçun maddi unsuru yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki/düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, Adalet Bakanlığının yasa yararma bozma isteğinin REDDİNE, 06.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2011/13312, K. 2011/12160, T. 06.07.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2011-13312-e-2011-12160-k-825953c93ce9