Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/19057 E. 2010/19332 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/19057
- Karar No
- 2010/19332
- Karar Tarihi
Görevi ihmal suçundan şüpheliler Avukat ... ve Avukat ... hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/02/2010 havale tarihli ve 2010/2718 soruşturma, 2010/1091 esas, 2010/74 sayılı iddianame üzerine, son soruşturma açılmasına yer olmadığına dair Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/03/2010 tarihli ve 2010/73 dosya, 2010/86 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 14.06.2010 gün ve 38425 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2010 gün ve 153235 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Tüm dosya kapsamına göre;
İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri Avukat ... ve Avukat ...'m;
Tehdit ve hakaret suçlarından İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/345 esas sayılı dosyasına kayden görülen kamu davasında, yaşı küçük mağdur ... için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234/2. maddesi uyarınca vekil görevlendirilmesi amacıyla 29/06/2007 tarihinde İzmir Barosu Başkanlığına yazı yazılmasına ve 03/10/2007 ilâ 14/11/2007 tarihlerinde tekit edilmesine rağmen, baroda vekil ve müdafi atamalarından sorumlu üyeler olarak 27/02/2008 tarihine kadar görevlendirme yapmadıklarının ve bilâhare Avukat ... vekil olarak görevlendirildiği halde mahkemeye bilgi vermediklerinin soruşturma kapsamından anlaşıldığı, adı geçen şüphelilerin üzerlerine atılı suçlan ile ilgili mevcut deliller son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
1136 sayılı Avukatlık Yasasının 58/1 maddesinde "Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz." anılan Yasanın 62. maddesinde ise "Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır." hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2007/345 esas sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü yargılamada, C.Y.Y.'nın 234/2 maddesi uyarınca yaşı küçük mağdura bir avukat görevlendirilmesi için İzmir Barosu Başkanlığına 29.6.2007 tarihli yazıyı gönderdiği, 2.10.2007 tarihli duruşmada isteğin yerine getirilmediğinin anlaşılması üzerine adı geçen baro başkanlığının 3.10.2007 tarihli yazıyla 10 gün içinde yanıt verilmesi gerekliliği de belirtilerek uyarıldığı, 6.11.2007 tarihli oturumda ise hem bir avukatın görevlendirilmemesi hem de herhangi bir yanıt verilmemesi nedeniyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği görülmektedir. Avukat görevlendirilmesi isteği ve suç duyurusu yazılarının içeriği, İzmir Barosu Başkanlığının 7.10.2008 ve 14.7.2009 tarihli yazıları ile duruşma tutanaklarının, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 170/2 maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi (iddianame düzenlenebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşmaktadır. İzmir
Barosu Başkanlığı Yönetim Kurulu üyesi olup müdafii ve vekil görevlendirmesi işlerinden sorumlu şüpheli avukatların eylemlerinin, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, leh ve aleyhlerine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ... ve ... hakkında Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 15.3.2010 gün ve 2010/73-86 sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4-a.fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına, 24.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.