Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/10549 E. 2010/13849 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/10549
- Karar No
- 2010/13849
- Karar Tarihi
Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan şüpheli Avukat ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2008 tarihli ve 2008/404-650 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 29.03.2010 gün ve 19406 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2010 gün ve 81525 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, şüpheli Avukat ...'nin; Borçlu müşteki ... tarafından ... 20. Noterliğince tanzim edilen 01/09/2004 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletname ile vekil tâyin edilip vekilliğini üstlendiği hâlde; Şikâyetçiyi borçlarından kurtarmak amacıyla muvazaalı olarak kendi eşi ... ...'ye toplam 110.000,00 yeni Türk lirası meblağlı iki adet senet verdirerek borçlandırması ve hakkında ... 15. İcra Müdürlüğünün 2006/2574 sayılı dosyası üzerinden yapılan takibin kesinleştirilip müştekinin bilgisi dahilinde taşınmazlarının tapu kaydına haciz şerhi koydurularak kıymet takdiri yaptırılmasından sonra, bilgi ve rızası dışında taşınmazlarından birisinin açık artırma suretiyle satılmasına sebebiyet verdiği; ... 15. İcra Müdürlüğünün 2006/2574 sayılı dosyasında borçlu müştekinin vekili iken, takip alacaklısı olan eşi ... ...'nin de ... 22. Noterliğince tanzim edilen 23/05/2007 tarih ve ... yevmiye numaralı vekâletname ile vekilliğini üstlenerek 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesine aykırı davrandığı; Şeklindeki iddialarla ilgili olarak mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin son soruşturma aşamasında yargılamayı yapacak mahkemeye ait olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı CYY’nın 170/2. maddesi uyarınca soruşturma sonucunda elde edilen delillerin, suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturması durumunda kamu davasının açılması zorunlu bulunmakla birlikte, soruşturmayla görevli C. savcısı veya son soruşturmanın açılması isteğini inceleyen mahkemenin, delillerin yeterli şüphe oluşturup oluşturmadığını değerlendirme yetkisinin de bulunduğu gözetilmelidir. İncelenen dosyada mahkemece, şüphelinin 2004 yılında her ne kadar yakınanın vekaletnamesini almakla birlikte, bu belgeye dayalı olarak herhangi bir vekalet görevini üstlenmediğini, yakınan tarafından şüphelinin eşine verilen senetlerin, eşi olan alacaklının vekili sıfatıyla şüpheli avukat tarafından icra takibi yapılmasında menfaatleri zıt olan kişilerin vekaletini üstlenme eyleminin oluşmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ise de; yakınan vekilince verilen dilekçelerde, şüpheli ile yakınan arasında, yakınanın borçları nedeniyle, taşınmazlarının haciz yoluyla satılmasının önlenilmesi amacıyla vekalet ilişkisi kurulduğunun ve şüpheli avukatın önerisi üzerine, şüphelinin eşine iki adet ve toplam 110.000 TL bedelli senedin verilip, yakınan aleyhine icra takibine başlandığı ve bu işlemin bir an önce yapılması için yakınanın ödeme emrine itiraz etmeyerek takibi aynı gün kesinleştirdiğini ileri sürmesi ve dosyada yer alan ... 15. İcra Müdürlüğü’ne ait belgelerin de bu yönde bulunması karşısında; kamu davasının açılması için yeterli şüphe nedenlerinin gerçekleştiğinin anlaşılması ve kanıtları irdeleyerek suç öğelerini değerlendirme yetkisinin mahkemesine ait bulunması karşısında, son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi yerine açılmamasına karar verilmiş bulunulması yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY’nın 309/4-a. maddesi uyarınca; ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2008 tarihli ve 2008 – 404/650 sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, bozma doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 14.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.