Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/235 E. 2025/3701 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/235
Karar No
2025/3701
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/792 E., 2024/1859 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/422 E., 2023/90 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin yaşlı, engelli olup, emekli maaşı dışında geliri olmayıp birçok icra dosyasından kaynaklı borçları bulunduğunu, müvekkilinin blokeli hesabından kredi taksitinin ödendiğini, kredi taksitlerinin emekli maaşına konulan blokeden karşılanmaya çalışıldığını, müvekkilinin adına herhangi bir taşınmaz olmadığını ve bloke sebebiyle geçinemediğini ileri sürerek; emekli maaşına konulan blokenin kaldırılmasına ve davacının emekli maaşından bloke ile kesilen şimdilik 16.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.12.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile kesinti tutarını 77.867,80 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının 7 adet kredi kullandığını, davacının emekli aylığından yapılan kredi taksiti kesintilerinin davacının açıkça bu yöndeki yazılı muvafakatına istinaden yapıldığını, davacının müvekkili banka nezdinde kullandığı krediye istinaden taahhütname doldurup imzalayarak müvekkili bankaya takas ve mahsup yetkisi verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dosyasına sunulan belgeler içinde ''Kredi Sözleşmesine Ek Rehin Sözleşmesi, Taahhütname ve Virman-Takas-Mahsup Talimatı'' bulunduğu, söz konusu belgede davacının ''SGK'dan olan alacaklarımı, ... aracılığıyla kullanmış olduğum kredi hizmetleri nedeniyle, ...'ye olan borçlarıma karşılık rehnettiğimi, İşbu kapsamda kullanmış olduğum krediye ilişkin olarak doğmuş ve/veya doğacak olan ... alacaklarının ... nezdindeki posta çeki hesaplarımdan veya SGK tarafından TC Kimlik/Sosyal Güvenlik Numaralarıma göre gönderilen alacağımdan herhangi bir talimata gerek olmaksızın faiz ve masraflarıyla birlikte takas-mahsup etmek sureti ile tahsil etmeye yetkili olduğunu... ... ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı gayri kabil- rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt ederim '' hükmünün mevcut olduğu, söz konusu sözleşmelerin davacı tarafça imzalandığı, davalı bankanın sözleşmede tanınan yetkiye istinaden kredi borcunun tahsili amaçlı kesintiler yaptığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabul edilemeyeceği, davacının davalı bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerektiği, davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip, sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesinin hakkın kötüye kullanılması olup, iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, 5510 sayılı Kanun, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde ve ayrıca davacının emekli maaşında haksız olarak konulan bir blokenin olmaması ve vadesi gelmeyen kredi taksitlerinin tahsil edilmesinin söz konusu olmaması, ıslah edilen dava değerine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olduğundan İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı banka tarafından müvekkilinin emekli maaşından %100'üne yakın kesinti yapıldığını, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 83/a maddesine göre açık ve yazılı bir muvafakatin bulunmadığını, takip aşamasına geçilmediğinden 2004 sayılı Kanun'un uygulanamayacağını, vekalet ücretine ilişkin hesabın da hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının emekli maaşına davalı banka tarafından konulan blokenin kaldırılması, yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesi; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına, davada kesinti iptali ile istirdat talebinde bulunulduğundan nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/235, K. 2025/3701, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-235-e-2025-3701-k-e41937dc07ce