Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1268 E. 2025/4779 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1268
Karar No
2025/4779
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/11 E., 2023/566 K. DAVA TARİHİ : 28.10.2014

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı Bankadaki hesabını kapatırken haberinin olmadığı bir 30.000,00 TL tutarlı kredinin ve kredi kartının kullanılmış olduğunu öğrendiğini, kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, kredi kartının da müvekkiline teslim edilmediğini belirterek, müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan kullandırılan krediden ve kredi kartı borcundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ödemek zorunda kalınan bedellerin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu belgelerdeki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının 18 ay boyunca ödeme yaptığı kredi ve kredi kartı borcunun kendisine ait olmadığı iddiasının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.07.2016 tarihli kararıyla; yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı banka nezdinde davacı adına atılan imzaların davacı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davacının talebi olmadan kredi verilmesi nedeniyle davacının 8.974,29 TL tüketici kredisinden dolayı zararının olduğu, bu miktarın iadesi gerekeceği, kredi kartı borcu nedeniyle toplam 47.635,55 TL ödeme yapıldığı, bu bedelin de iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi 06.11.2018 tarihli ve 2016/20548 E., 2018/5508 K. sayılı ilamla; hüküm ile gerekçe arasında oluşan çelişki nedeniyle HMK’nın 297. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı olduğu, Mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilip kredi kartı ve 30.000,00 TL miktarlı kredi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, 8.974,29 TL ile 47.635,55 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmesi ve talep aşımı yapılmak suretiyle karar verilmesinin HMK'nın 26. maddesine aykırı olduğu, kabule göre de "a)Kredi kartı harcamalarına ilişkin olarak her ne kadar kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığına ilişkin tespit yapılmış ise de, kredi kartı ile yapılan harcamaların ve harcamalara ilişkin ödemelerin kimin tarafından nasıl yapıldığının araştırılarak şayet davacı tarafından harcama yapılmış veya ödemelerde bulunulmuş ise davacının davaya konu borçtan sorumlu olacağı, ayrıca bilirkişi raporunda kredi kartı borcuna ilişkin olarak davacı ile davalı Banka arasında yeniden yapılandırma sözleşmesinin akdedildiği belirtilmiş olup, Mahkemece raporda belirtilen yeniden yapılandırma sözleşmesinin getirtilerek şayet davacı ve davalının imzalarının bulunduğu böyle bir sözleşme var ise kredi kartı borcunun davacı tarafından kabul edildiği hususunun da gözetilmemesi yerinde değildir. b)30.000,00 TL tutarlı tüketici kredisinin davacının hesabına yatırıldığı ve davacının da sözkonusu krediyi kullanarak toplam 38.724,29 TL geri ödeme yapmış olması nedeniyle taraflar arasında tüketici kredisi sözleşme ilişkisi kurulmuş olduğu gözetilerek sözleşme hükümleri uyarınca karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kredi kullandırım sonrası hesaba geçen tutarla ilgili herhangi bir şikayetinin ve geri bildirimin olmadığı, aksine tüketici kredisine ilişkin taksit ödemelerini vade tarihlerinde yaptığı, dava konusu olan kredi kartının işyeri adresi olan .. cam —.. mah.. sok. adresine 08.08.2006 yılında .. .. tarafından teslim alındığı, 11.09.2009 tarihinde konu kredi kartına dair banka nezdindeki hesabından alınması için otomatik ödeme talimatı verildiği, kredi kartına dair ödemelerin ATM /e- şube aracılığı, zaman zaman davalı Banka nezdindeki davacıya ait hesabın da kullanılarak yapıldığı, 27.05.2013 tarihinde ödeme planı çerçevesinde kredi kartı borcunun yapılandırıldığı, dosya içerisine celp edilen dekontlarda 24.10.2013 tarihinde 440,00 TL, 28.11.2013 tarihinde 440,00 TL, 27.12.2013 440,00 TL ödeme yapılmasının bu yapılandırmadan davacının bilgisi dahilinde olduğu, bilmediği bir karta dair otomatik ödeme verilmesinin, ödemenin tutarını vadesinin bilinmesinin, aynı şekilde ödeme planına bağlanan bir kredi kartı olduğunu bilmemesine rağmen ödeme planı gereğince ödeme yapılmasının, hayatın olağan akışına uymadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; imzaların müvekkiline ait olmadığının sabit olduğunu, hiçbir yoruma mahal vermeyecek derecede açık Yargıtay kararında müvekkilinin ancak harcamalar ve bu harcamalara ilişkin ödemeler kendisi tarafından yapılmış ise bu borçtan sorumlu olacağının belirtildiği, tanzim edilen raporda elbette müvekkilinin hesabından ödemeler gerçekleştirildiği için müvekkilinin gönderici olarak bulunduğunu, ancak bu işlemi bizzat yapanın müvekkil olduğunu göstermediğini, müvekkilinin kullandığını kabul ettiği iki kredi kartının bulunduğunu, bunları kendi kullanmakta olduğunu ve haliyle ödemelerini de kendi yapmakta olduğunu, ancak 55...54 no.lu kredi kartı ve 30.11.2012 tarihli kredi müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin uzun süredir ticaret ile iştigal ettiğini ve bankalar nezdinde ticaret sicili anlamında hiçbir olumsuzluğu bulunmadığını, ticari hayatın içerisinde bulunan şahısların bankalar nezdindeki sicilleri büyük öneme sahip olup müvekkilinin de siciline halel gelmemesi için kendi adına kayıtlı davaya konu kredi ve kredi kartı borçlarını da ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafından adına tahsis edilen kredi ve kredi kartı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin iadesi istemine ilişkindir. Dava dosyasının incelenmesinde; kredi ve kredi kartı sözleşmesinde imza davacıya ait olmamakla birlikte davacının iş yerine kredi kartının tesliminin gerçekleştiği, kredi ve kredi kartından aynı soyadını taşıyan akrabaları lehine harcamaların yapıldığı, kaldı ki davacı adına hayat sigortası yapılıp ödemelerin kredi kartında tahsil edildiği, bozma ilamında belirtilen hususların yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1268, K. 2025/4779, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1268-e-2025-4779-k-873361cafe5d