Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4357 E. 2025/4623 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4357
- Karar No
- 2025/4623
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/929 E., 2024/1593 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/69 E., 2022/399 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ..ile davalı vekili Avukat ..’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ile dava dışı şirket arasında düzenlenen 27.12.2004 tarihli rödövans sözleşmesinin, davalının onayı ile bu sözleşmede hiçbir değişiklik yapılmadan 28.11.2007 tarihinde müvekkili tarafından devraldığını, davalının 2004 yılında ihaleler yoluyla kömür sahalarının işletilmesi için tek tip rödövans sözleşmeleri hazırlayıp herekese dayattığını, müvekkili ile düzenlenen sözleşme ile davalının dava dışı diğer şirketlerle düzenlediği sözleşmelerinin her yönüyle aynı olduğunu, bu sözleşmelerin tamamının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 20. maddesinde tanımlanan genel işlem koşulları hükümlerini taşıdığını, müvekkilinin devraldığı sözleşmenin maden sahasının 27.12.2004- 27.12.2014 tarihlerinde işletilmesini kapsadığını, rödövans sözleşmenin 26. maddesinin 2. bendinde “sözleşme süresinin bitiminde kömür rezervinin bitmemesi ve işletmecinin talebi halinde sözleşme süresi, tarafların üzerinde mutabık kalacağı bir protokol ile beşer yıllık süreleri halinde uzatılabilir. Bu protokolde son üretim yılına ilişkin asgari taahhüt miktarı esas alınır ve rödovans bedeli o tarihteki TTK'nın ortalama kömür satış fiyatının %15 inden az olmayacak şekilde TTK tarafından belirlenir.” şeklinde şartın yer aldığını, Aralık 2014 yılında davalının sözleşmelerin 5 yıl uzatılması için 14 şirkete tek tip, standart sözleşme (protokol) imzalanmasını dayattığını, davalının dava dışı şirketlerle imzaladığı protokolünün müvekkili ile imzalanan protokol ile aynı olduğunu, davalının 2004 yılında iki farklı bölgede, özellikleri bakımından iki farklı satış fiyatına sahip kömürleri işletmeye vermesine rağmen aynı rödövans bedelini tek taraflı belirleyerek dayattığını, iki farklı saha için tek rödövans bedeli dayatılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin protokolü imzalamaya mecbur bırakıldığını, ayrıca protokol 27.12.2015 tarihinde imzalanmasına rağmen davalının hukuka aykırı olarak geriye yürüterek 01.01.2015 tarihinde başlattığını ve akabinde müvekkilinin mal sevkiyatı olmamasına rağmen 2015 yılının tamamı için rödövans bedeli tahakkuk ettirdiğini, 5 yıllık uzama protokolünün 31.12.2019 tarihinde sona erdiğini, bu sefer 30.01.2020 tarihinde 1 yıllık uzatma protokolü imzalandığını, bu protokoldeki maddelerin de 5 yıllık uzatma protokolündeki gibi davalı tarafından dayatıldığını, bu sözleşmelerin tamamının genel işlem koşulları hükümlerini taşıdığını, Şubat- Aralık 2020 dönemi için düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin bu faturaların tümüne yasal sürede itiraz ettiğini ve fatura asıllarını iade ettiğini ileri sürerek; müvekkilinin Şubat- Aralık 2020 dönemi için düzenlenen 11 adet faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitine, 27.12.2004 tarihli sözleşmenin 26/2 maddesi ile 28.12.2015 tarihli protokolüm 7/b ve 8. maddelerindeki hükümlerin genel işlem koşulları hükmünde olduğuna ve yazılmamış sayılmasına ve hükümsüzlülüğüne, 6098 sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca 27.12.2004 tarihli sözleşmenin 26/2 maddesinin müvekkili lehine “Sözleşme süresinin bitiminde kömür rezervinin bitmemesi ve işletmecinin talebi halinde sözleşme süresi, tarafların üzerinde mutabık kalacağı bir protokol ile beşer yıllık süreleri halinde uzatılabilir. Bu protokolde, son üretim yılına ilişkin asgari taahhüt miktarı esas alınır ve rödovans bedeli, sözleşmenin 7/a maddesinin (2.) cümlesindeki hükme uygun olan “Uzatmanın her üretim yılına ait rödövans bedeli, TÜİK üretici Fiyatları İndeksindeki madencilik ve taşocakçılığı Aralık ayı indeks sayısının bir önceki yıl Aralık ayı indeks sayısına göre değişim oranı(%) kadar artış uygulamak suretiyle her yılın ocak ayında yeniden tespit edilecektir…” şekilde taraflarca belirlenir. Ancak, bu uzatmanın yapılabilmesi için işletmecinin TTK’ya karşı olan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olması zorunludur.” şeklinde yorumlanmasının tespitine; 30.01.2020 tarihli protokoldeki 8. maddenin müvekkil davacı şirket lehine olmak üzere, “…Protokol bedeli,1 yıllık protokol süresi boyunca taahhüt edilen toplam üretim miktarı olan 6.575 Ton ile 2014 yılı için hesaplanan ton başına rödevans payı TÜİK üretici Fiyatları İndeksindeki madencilik ve taşocakçılığı Aralık ayı indeks sayısının bir önceki yıl Aralık ayı indeks sayısına göre değişim oranı(%) kadar artış uygulamak suretiyle tespit edilecektir…” şeklinde yorumlanmasının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; rödövans sözleşmelerinin genel işlem koşulu niteliği taşımadığını, ihale sonucu işletmeciyle sözleşme imzalandığını, davacının tüm şartları bilerek sözleşmeyi devraldığını, Kurum tarafından bu konuda bir dayatmanın söz konusu olmadığını, uzatma protokollerinin müzakereler sonucunda hazırlandığını, davacının imzalanan protokol doğrultusunda taahhüt ettiği rödövans bedelini ödemekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından yapılan ihale sonucu işletmeciyle sözleşme imzalandığı, yapılan ihaleye istekli işletmecilerin katıldığı, davacının tüm şartları bilerek rödovans sözleşmesini devraldığı, davalının eylemlerinin 6098 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek dayatma unsurunu taşımadığı, taraflar arasında imzalanmış rödovans sözleşmesi ve devir sözleşmesinin tamamen sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda hazırlandığı dava konusu uyuşmazlığın öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınarak çözümlenmesi gerektiği, 25.12.2015 tarihinde taraflar arasında imzalanan süre uzatım protokolünün 3. maddesinde, protokolün 01.01.2015 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği, aynı sözleşmenin 5. maddesinde protokolün başlama tarihinin 01.01.2015, başlama tarihinden itibaren 5 yıl süreli olduğunun, her yıl 6570 ton üretim yapılmasının taahhüt edildiği, 7/b maddesinde birinci üretim yılı olan 2018 yılında uygulanacak olan ton başına rödovans payının 56,12 TL üzerinden hesaplanması gerektiğinin kararlaştırıldığı, bilirkişi raporu ile davalı tarafından düzenlenen 18... , 18... , 17... , 21... , 22 Haziran 2020, 14 Temmuz 2020, 19 Ağustos 2020, 18... , 22... , 18... , 22 Aralık 2020 tarihli faturaların sözleşme hükümlerine uygun olarak düzenlendiğinin tespit edildiği, süre uzatım protokolünde kararlaştırılan rödovans bedelinden sorumlu olduğundan davacının menfi tespit talebinin yerinde olmadığı, davacının 27.12.2004 tarihli sözleşmenin genel işlem koşulları hükmüne dayandığın tespiti ile bazı maddelerin yazılmamış sayılması talebini, daha evvel Mahkemenin 2017/54 E., 2019/208 K. sayılı dosyada da talep ettiği, eldeki davayı Mahkemenin 2017/54 E. sayılı dosyası derdest iken açtığı, bu nedenle davacının taraflar arasında yapılmış 27.12.2004 tarihli sözleşmenin genel işlem koşulları hükmüne dayandığının tespiti ile bazı maddelerin yazılmamış sayılması ile hükümsüzlüğüne ve davacı lehine yorumlanması talebinin derdestlik dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, 30.01.2020 tarihli protokole yönelik talebi açısından ise davacının basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğu, irade serbestisi ile uzatım protokolünü imzaladığı gözetilerek davacının 30.01.2020 tarihli protokol hususundaki taleplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının standart, tek tip sözleşme hazırlayarak 14 şirkete bu sözleşmeyi dayattığını, bu sözleşmelerin hiçbirinin Mahkeme tarafından celp edilip incelenmediğini, genel işlem koşulları taşıyıp taşımadıklarına dair bir araştırma yapılmadığı gibi bilirkişi incelemesi de yapılmadığını, mali müşavir bilirkişi görevlendirilmesinin dosyadaki uyuşmazlığın çözümüne hukuki yarar sağlamadığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin tamamının genel işlem hükümlerini taşıdığını, Aralık 2014 yılında davalı tarafından, sözleşmelerin 5 yıl uzatılması için 14 şirkete tek tip, standart sözleşme (protokol) imzalanmasının dayatıldığını, imzalanan uzatma protokollerinin bir birleri ile aynı olduğunu, uzatım protokollerinin davalı Kurumdan celp edilmesi taleplerinin Mahkemece değerlendirmediğini, davalının 5 yıllık uzatma için iki farklı sahada, farklı kalitede kömürler içeren ve iki farklı tip kömürün satış fiyatlarında fark olmasına rağmen işletme yapan firmalara yine tek tip uzatma protokolü imzalattığını, farklı iki kömür sahası için aynı rödövans bedeli belirlediğini, ekonomik gücünü kullanarak sözleşmeyi istediği gibi kendi lehine olacak şekilde düzenlediğini, süre uzatım protokolünün genel işlem koşulları hükümlerini taşıdığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rödövans bedeli için düzenlenen faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, rödövans sözleşmesi ile 28.12.20 15... .01.2020 tarihli süre uzatım protokollerinin bazı hükümlerinin geçersizliliğinin tespiti ile lehine yorumlanması istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili Kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.