Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/3722 E. 2016/357 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/3722
Karar No
2016/357
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı kooperatif temsilcileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, müvekkiline... kain 4075 no'lu parsel üzerinde inşa edilen L Blok 2 no'lu dubleks konutun tahsis edildiğini, müvekkilinin konutu eksik vaziyette aldığını, normal hale getirmek için 17.225,00 TL masraf yaptığını, daha sonra müvekkilinin konutu 21.08.2008 tarihinde sağlam olarak geri teslim ettiğini, müvekkilinin üyelikten ihraç edildiğini, ihraç kararının kesinleştiğini, 20.000,00 TL civarında da üyelik aidatı ödediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla şimdilik 12.275,00 TL üyelik aidatının ihraç kararını takip eden bilanço tarihinden itibaren bir ay sonrasından başlamak üzere ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, konut için yaptığı 17.225,00 TL masrafın 21.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, kooperatif temsilcileri davacının kooperatif üyesi iken yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle ihraç edildiğini, davacının konuta yaptırdığını iddia ettiği pek çok imalatın kooperatif tarafından yapıldığını, davacı tarafından yapılan ödemenin 9.000,00 TL civarında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile çıkma payı yönünden 10.236,11 TL'nin tahsiline masraflardan kaynaklanan alacak talebinin reddine, dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Daire'mizin 18.01.2012 tarih ve 2011/4080 E., 2012/139 K. sayılı ilamıyla, davalı tarafın vekili olmadığı halde, lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı belirtilerek davacı yararına; davacının davalı kooperatiften ihraç edildiği, bu ihracın iptali ile ilgili ... 22.09.2006 tarih ve 460 E., 633 K. sayılı davanın reddine ilişkin kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2006/13772 E., 2008/892 K. sayılı ilamı ile ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onandığı, ihraç kararının usulüne uygun olduğuna dair onama ilamının kesinleşme tarihini takip eden yıldan sonra yapılacak ilk genel kurul kararını takip eden bir aylık sürenin sonunun dikkate alınarak çıkma payının hesaplanması gerektiği belirtilerek davalı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kooperatife üye olduğu, ancak daha sonra yükümlülüklerini yerine getirmediğinden kooperatiften ihraç edildiği, davacı tarafından ödenen aidatlar toplamından genel giderler düşüldükten sonra davacının kooperatife yatırdığı miktarın 7.333,51 TL olduğu, ihraç kararının 2008 yılında kesinleştiği, davalı kooperatifin 31.07.2009 tarihinde temerrüde düştüğü, dolayısıyla davacının alacağına 01.08.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, her ne kadar davacı bağımsız bölüme masraflar yaptığını iddia ederek bu konuda da talepte bulunmuş ise de, bağımsız bölüme masraf yaptığını ispat edemediği gerekçesiyle, davacının masraf talebine yönelik davasının reddine, davalı kooperatife yaptığı ödemelere ilişkin davasının kısmen kabulü ile 7.333,51 TL'nin 01.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı kooperatif temsilcileri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davacının konutuna yapmış olduğu imalat bedelinin tahsili istemine yönelik temyiz itirazları yönünden; Davacı tarafça,...2008/22 D. İş sayılı dosyası ile konuta yapmış olduğu iddia ettiği işlerin bedeli tespit edilmiştir. Mahkemece, ... yazılan talimat üzerine yapılan keşifte, davalı kooperatif yetkililerince 02.07.1995 tarihli olağanüstü genel kurul tutanağı sunularak, kaba inşaatı ne şekilde teslim etmeleri gerektiğini bu genel kurulda kararlaştırdıkları, davacı tarafından yapılan değişikliklerin bazılarının sökülüp alınabileceği savunulmuştur. 1163 sayılı Kanun'un 23. maddesinde; "Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler" ifadesine yer verilmiştir. Davacı peşin bedelli üye ise peşin bedelli üyeler ile, normal statüde üye ise normal statüde olan üyeler ile karşılaştırma yapılarak eşitlik, üyeliğin kendi statüsü içerisindeki emsal üyeler esas alınarak sağlanmalıdır. Kooperatifler hukukunda mutlak değil, nispi eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesi gereği tüm ortaklara konut tesliminin aynı nitelikte yapılması gerekir. Dairelerin teslim edilme anındaki niteliği eşitlik ilkesi uyarınca değerlendirilmesi, aynı statüdeki diğer üyelere teslim edilen bağımsız bölümlerin ne şekilde teslim edildiğinin, saptanması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davalı kooperatifçe, davacıya teslim edilen konutta bazı imalatların davacı tarafından yapılmış olduğunun kabul edildiği gözetilerek, davalı kooperatife ait genel kurul kararlarının istenmesi, sunulamaz ise anasözleşmenin 40. maddesi uyarınca ilgili Ticaret Sicil Memurluğu'ndan veya anasözleşmenin 41. maddesi uyarınca bu belgelerin gönderildiği... getirtildikten sonra, kooperatif uygulamaları konusunda uzman bilirkişi, elektrik mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişi kurulundan, davalı kooperatifin üyelerine konutları hangi aşamada teslim ettiğinin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesindeki eşitlik ilkesi çerçevesinde belirlenmesi, davacı tarafça yapılmış olan imalatların neler olduğu ve dava tarihi itibariyle bedelleri hususunda bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli nitelikte olmayan soyut '' bağımsız bölüme masraf yaptığını ispat edemediği '' gerekçesine dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3- Davalının temyiz itirazlarına gelince; a) 6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Öte yandan, takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Mahsup, bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itirazdır. (YHGK'nın 24.05.1950 gün ve 74 E, 31 K sayılı ilamı bu yöndedir.) Örnek vermek gerekir ise, bir alacak davasında, davalı kendisinin de bir başka ilişkiden dolayı alacaklı olduğunu savunuyorsa bu bir takas savunmasıdır. Buna karşın, haksız mal edinme iddiasına dayalı bir geri alma davasında, davalı indirimi gerekli bir kısım giderleri olduğunu, ya da TBK'nın 227/2. ve 475/2. maddelerinde olduğu gibi, bir indirim yapılması gereğini savunursa, yapılması gereken iş mahsuptur. Davalı tarafından cevap dilekçesinde, kooperatifin gecikme faizi alacağı olduğu savunulmuş, daha sonraki dilekçelerinde ise gecikme faizi alacaklarının 7.617,86 TL olduğu açıklanmıştır. Davalının üyelik ilişkisinden kaynaklanan ve mevcut olduğunu savunduğu alacağı ile ilgili itirazı mahsup itirazı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu durumda mahkemece, davalının mahsup itirazı ile ilgili hükmün gerekçe bölümünde tartışma ve değerlendirme yapılmaması ve bu hususta herhangi bir hüküm kurulmaması doğru olmamıştır. Öte yandan, 09.09.2008 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 16.09.2014 olarak yazılmış olması da hatalı olmuştur. b) Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (3-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, taraflar yararına BOZULMASINA, (3-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3722, K. 2016/357, T. 25.01.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2015-3722-e-2016-357-k-16af133af438