Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1199 E. 2016/359 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/1199
Karar No
2016/359
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif yönetim kurulunun 07.09.1999 tarihli kararı ile ortaklıktan çıkarıldığını, ... 1999/277 E. sayılı dava dosyasında çıkarma kararının iptaline karar verildiğini, verilen kararın 19.03.2002 tarihinde kesinleştiğini, çıkarma kararından sonra müvekkilinin yolcu taşımasına izin verilmediğini, girişimlerin olumsuz sonuçlanması nedeniyle mahkeme kararının icra takibi sonucu 10.07.2006 tarihinde infaz edildiğini, müvekkilinin 07.09.1999 - 10.07.2006 tarihleri arasında çalıştırılmaması nedeniyle zararının oluştuğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat istemini 19.818,05 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, motorlu taşıtlarla yolcu taşımaya ilişkin usul ve esasların belirlenme yetkisinin ihraç kararından sonraki yasal düzenlemelerle Belediye Başkanlığı ve ... verildiğini, yolcu taşınması için gerekli izinler alınmadan ihraç kararının iptal edilmesinin yalnız başına davacının çalıştırılması için yeterli olmadığını, zarar ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 12.799,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair 05.03.2009 tarihinde verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 29.12.2011 tarih ve 49 E., 518 K. sayılı ilamı ile, diğer temyiz itirazlarının reddiyle, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi taşıma konusunda uzman olmadığı gibi, raporu da karar vermeye yeterli olmadığı, ihraç kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi olan 19.03.2002 tarihi ile ihtar tarihi olan 12.05.2005 tarihleri arasında aracının çalıştırılması konusunda davalıdan herhangi bir istemde bulunmamış olması üzerinde durulmadığı, davalı kooperatifin ortağı olan davacının aracının kooperatifçe çalıştırılmaması durumunda, başka bir işte de çalışmayarak gelir elde etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile davalı kooperatifin kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak, davacı ile aynı hatta çalışan bir ortağın ortalama kazancının belirlenmesi, belirlenen miktardan masraf ve amortisman giderlerinin düşülmesi, davacının bu süre içinde başka bir işte çalışarak elde etmesi muhtemel gelirlerin göz önüne alınması, 19.03.2002-12.05.2005 tarihleri arasında çalışma konusunda istemde bulunmadığı hususunun da değerlendirilmesi, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda gelirin somut verilerle belirlenememesi halinde Borçlar Kanunu'nun 42. vd. maddelerinden yararlanılarak davacının gerçek zararının belirlenmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı lehine bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının çalıştığı hattın ortalama gelirinin tespit edildiği, davacının elde etmesi gereken gelirden masraf ve amortismanların düşüldüğü, ayrıca 19.03.2002-12.05.2005 tarihleri arasındaki talepte bulunmaması sebebiyle bu süredeki tazminat bedelinin de düşüldüğü, sonuç itibariyle davacının 7.650,65 TL gelir kaybı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.650,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçeli karar başlığında, davalı kooperatifin ... olan unvanının ticaret sicil kaydına uygun olarak yazılmamış olması, HMK'nın 297/1-b maddesi hükmüne aykırı olmuş ise de, HMK'nın 304. madesi uyarınca, tarafların başvurusu üzerine veya re'sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/1199, K. 2016/359, T. 25.01.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2015-1199-e-2016-359-k-13fdd03f25d6