Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/355 E. 2016/527 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2015/355
- Karar No
- 2016/527
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen tazminat davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 18.09.2014 gün ve 2013/9271 Esas, 2014/5751 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı vekili ile davalı kooperatif vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. Davacı vekili, müvekkilinin 21.03.2006 tarihli devir sözleşmesi ile dava dışı ...davalı kooperatifteki ikinci sıra payını devraldığını, müvekkilinin tüm ortaklık koşullarını taşınmasına rağmen kooperatif yönetiminin kusurlu, kasıtlı veya yasaya aykırı tutumu nedeniyle kooperatif ortağı yapılmadığını, davacının ortaklık hak ve gelirlerinden yoksun bırakıldığını, müvekkili tarafından üyeliğin tespiti ve tescil istemli olarak açılan davanın derdest olduğunu, kooperatife tedbiren atanan kayyım tarafından Temmuz 2008 tarihinde müvekkilinin ortaklığının karar altına alındığını ileri sürerek, 2007 Mart ayından 2008 Temmuz ayına kadar ait olduğu dönemlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 7.000,00 TL maddi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 19.000,00 TL olarak arttırmıştır. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, ...verilerine göre davacının 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin dışarda çalışması ile elde ettiği gelirler, gelir kaybından indirilerek yapılan hesaplamalarda davacının çalışamadığı döneme ilişkin mahrum kaldığı gerçek zararının 11.876,14 TL olabileceği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 11.876,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 18.09.2014 tarih ve 2013/9271 E., 2014/5751 K. sayılı ilamıyla, davacı vekili ile davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının reddine, diğer davalılar vekillerinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 19/1. maddesi uyarınca her ortaklık payının bir kişiyle temsil edileceği, diğer anlatımla, ortaklık payının kendi içinde bölünemeyeceği ve birden fazla kişinin aynı pay için ortak olmasının mümkün olmadığı, bu itibarla, davacıyı bu gerekçeyle ortaklığa kabul etmeyen ve eylemlerinde kusursuz oldukları anlaşılan davalı yönetim kurulu üyeleri .... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, adı geçen davalılar yararına bozulmuştur. Davacı vekili ile davalı kooperatif vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı... vekilinin HUMK'un 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin tüm ve davalı... diğer karar düzeltme itirazlarına gelince; Dairemizce, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 19/1. maddesi uyarınca her ortaklık payının bir kişiyle temsil edileceği, kendi içinde bölünemeyeceği ve birden fazla kişinin aynı pay için ortak olamayacağı, davacıyı bu gerekçeyle ortaklığa kabul etmedikleri anlaşılan davalı kooperatif yönetim kurulu üyeleri davalılar....'in eylemlerinde kusursuz oldukları belirtilerek, hüküm adı geçen davalılar yarına bozulmuştur. Dosya kapsamından,... 12.07.2001 tarih ve 1999/1032 E., 2001/506 K. sayılı ilamıyla, dava dış... da aralarında bulunduğu 24 kooperatif üyesinin ikinci sıra hakkına sahip olduklarının tespit edildiği, davalı kooperatifin bir süre bu kararın gereklerini yerine getirmekte direndiği, bu hususta gönderilen icra emrine karşı koyduğu, 30.08.2002 tarihli genel kurulda sözkonusu haktan faydalanmak isteyen üyelerin belirli bir ücret yatırmaları gerektiğine karar verildiği, ancak bu genel kurul kararının da açılan dava sonucunda ...06.02.2013 tarih ve 2002/91 E., 2003/82 K. sayılı ilamıyla iptal edildiği ve iptal kararının Yargıtay denetiminden geçerek 15.07.2004 tarihinde kesinleştiği, ...ı tarafından 2005 ve 2006 yıllarında yapılan denetimler sonucu hazırlanan raporlarda ikinci sıra hakkına sahip olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişilere eşitlik ilkesi gereğince ortaklık paylarının verilmesi ve bu kişilerin ikinci sıra hakkından faydalandırılmaları gerektiğinin belirtildiği, dava dışı... ikinci sıra hakkını 21.03.2006 tarihinde davacı ...'ya devrettiği, davacının davalı kooperatife gönderdiği 17.04.2006 tarihli ihtarname ile kooperatife üye olmak ve taşıma hizmetlerinden faydalanmak istediğini bildirerek bu hususta gerekli kayıt işlemlerinin yapılmasını istediği, söz konusu ihtar 25.04.2006 tarihinde kooperatife tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının 06.03.2007 tarihinde, ortaklık payının tespiti ve 25.04.2006 tarihinden dava tarihi olan 06.03.2007 tarihine kadarki kazanç kayıplarının tahsili istemiyle açtığı davada, ...24.02.2009 tarih ve 2007/78 E., 2009/39 K. sayılı ilamıyla, ortaklığın tespitine ve tazminata hükmedildiği, davacının, eldeki davada 2007 Mart ayından 2008 Temmuz ayına kadar olan kazanç kayıplarının tahsilini istediği, davalılar...'in talebe konu dönemde kooperatif yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları anlaşılmıştır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336/1. maddesi uyarınca, kural olarak yöneticiler arasında müteselsil sorumluluk sözkonusu olup, BK'nın 142/1. maddesi uyarınca alacaklı müteselsil sorumlulardan birinden ya da tamamından zararın tazminini istemek hakkını haizdir. TTK'nın 336/son maddesi uyarınca, yetki ve sorumluluk alanlarının ayrılması halinde, sorumluluğun buna göre belirlenmesi gerekir. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlar, ancak, öğretideki baskın görüşe göre, TTK'nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. TTK'nın 338. maddesi uyarınca kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde zarardan sorumludurlar. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3 maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3 maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 98. maddesi yollaması ile TTK'nın 336. maddesi uyarınca, genel olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlerden dolayı şahsen sorumlu değildir. Aynı maddede beş bent halinde sayılan durumlar, bu genel ilkenin istisnaları olarak gösterilmiştir. Anılan istisnalardan olan 5. bent ''idare meclisi azaları şirket namına gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden ve ihmal neticesi olarak yapılmamasından gerek şirkete, gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler'' hükmünü içermektedir. 818 sayılı BK’nın 41, 50 ve 51. maddeleri hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatif müteselsilen sorumludurlar. Anasözleşmesi'nin 48. maddesi de bu hükümlere paralel hükümler içermektedir. Bu hükümler uyarınca kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için; Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğunu gerektiren eylemin varlığının tespiti ve meydana gelmiş bir zarar bulunmalıdır. Burada zararın varlığını kanıtlamak zarara uğradığını iddia eden ortaklara ve üçüncü kişilere düşmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için kooperatif zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu zarar, yönetim kurulu üyelerinin (veya kooperatif memurlarının) kendi kusurlarından ileri gelmiş olmalıdır. Kusurun, kasıt veya ihmal sonucu meydana gelmesi önemli değildir, yani kusurda kasıt aranmamaktadır. Kusursuz olduklarını ve yükümlülüklere aykırı hareket etmediklerini kanıtlama yükümlülüğü yönetim kurulu üyelerine aittir (TTK m. 338). İlgililerin hukuki sorumluluğuna gidebilmek için yukarıdaki iki şartın aynı anda tahakkuk etmesi gerekir. Bu şartın herhangi biri tahakkuk etmediği takdirde hukuki sorumluluk da doğmaz. Anasözleşmenin 48. maddesinin son fıkrasına göre, görevi sona eren yönetim kurulu üyelerinin iş gördüğü zamana ait sorumlulukları, ayrılış tarihinden itibaren beş yıl devam etmekte, bu sürenin dolmasıyla sorumlulukları ortadan kalkmaktadır. Yönetim kurulu üyeleri; a) Kusur olmadığının ispat edilmesi, b) Yönetim kurulu kararında imzalarının bulunmaması ya da ret oyu vermiş olmaları, c) Mazereti dolayısıyla toplantıda hazır bulunmamaları, ç) Genel kurulda TTK'nın 380. maddesi kapsamında açık ve seçik biçimde aklanmaları (ibra), d) Sorumlulukta zamanaşımı hallerinde hukuki sorumluluktan kurtulabilirler. Yukarıda özetlendiği üzere, davacıya devredilen ikinci sıra hakkı mahkeme kararıyla tespit edilmiş olup, davalı kooperatif yönetim kurulu üyesi olan diğer davalılarca, davacının ikinci sıra hakkından faydalandırılmaması, başvurusu üzerine ortaklığı ile ilgili işlemlerin yapılmaması ve çalıştırılmaması, daha sonra açtığı ortaklığın tespiti ve kazanç kaybının tahsili davasına rağmen çalıştırılmamaya devam edilmemesi kusurlu eylemler olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle, adı geçen davalılar, davalı kooperatif ile birlikte ortaya çıkan zarardan müteselsilen sorumludurlar. Bu durumda, Dairemizce, davalı kooperatif yönetim kurulu üyeleri davalılar... hakkında verilen hükmün de onanması gerekirken, zuhulen bozulduğu anlaşıldığından, dairemiz ilamı ortadan kaldırılarak, bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazları reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı...vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm ve davalı ... karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 18.09.2014 tarih ve 2013/9271 E., 2014/5751 K. sayılı ilamı ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının ONANMASINA, karar düzeltme harcı ve daha önce yatırılan temyiz onama harcının istek halinde iadesine, 29.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.