Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/903 E. 2013/29281 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/903
Karar No
2013/29281
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacı şirkette müdür olarak çalıştığını ancak çalışmaların yasal karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, resmi tatil ücreti ve ücret alacaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduata uygulanan kanuni faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı karşı davacı, dava dilekçesinin gerçeği yansıtmadığını, zira; davacının kendi işyerini açmak için ihbar önelini kullanmadan istifa ettiğini, davacının asgari ücret üzerinden maaşının ödendiğini ve dolayısıyla davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihbar tazminatını yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı karşı davalının iş sözleşmesini feshetmekte haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacının tüm davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine göre, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bu nedenle davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekâlet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gereklidir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinde tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret olduğu, ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Öte yandan, Dairemiz uygulamasında, hakkaniyet indirimi ile ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden ve ayrıca işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirimlerden dolayı reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, hakkaniyet indirimi gözetilerek mahkemece davacı karşı davalının reddedilen alacakların toplam tutarı 4.354,91 TL'dir. Davalı karşı davacı lehine hükmolunan vekalet ücreti AAÜT 12/2 maddesine göre bu tutarın %12’si 522,59 TL olmalıdır. Yine davalı karşı davacının, karşı dava ile istediği ve mahkemece yerinde görülmeyen ihbar tazminatı talebi reddedildiği halde davacı karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de hatalıdır. Mahkemece vekalet ücretine ilişkin verilen karar hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Hüküm fıkrasının sekizinci bendinin silinerek yerine “Taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca asıl davanın kabul ve reddedilen kısımlarına göre hesaplanan 1.712,52 TL ücreti vekaletin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine, 522,59 TL avukatlık ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, reddedilen karşı dava yönünden 440,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,” yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin 3,15 TL'nin davacıya arta kalanın davalıya yükletilmesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/903, K. 2013/29281, T. 16.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2013-903-e-2013-29281-k-37ac19f5ec07