Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/27396 E. 2012/26405 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/27396
- Karar No
- 2012/26405
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin görev yönünden reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının davalı ... Başkanlığının alt işvereni olarak ...İnş. ve Mad. Turz. Dan. Tar. Teks. Bil.Yayıncılık Temz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde 01.08.2010-31.12.2010 tarihleri arasında çalıştığını, 05.01.2011 tarihinde yeniden işe başladığını, 15.06.2011 tarihinde ise davalı ... Başkanlığında işe başladığını, 03.01.2012 tarihinde hizmetine ihtiyaç duyulmaması gerekçesi ile savunması alınmadan ve geçerli bir sebep olmaksızın iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir Davalı vekili, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesine göre, çalıştırılan personelin iş sözleşmesi ile ilgili her türlü davaların İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu sebeple görev itirazında bulunduğunu, davacının 15.06.2011-31.12.2011 tarihleri arasında çalıştığı işyerinde hizmetine ihtiyaç duyulmaması ve verim alınamaması sebebiyle sözleşmesinin yenilenmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, 5393 sayılı Kanun'un 49/3. maddesi kapsamında çalışanlarla yapılan sözleşmelerin iş sözleşmesi olmadığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B. maddesi uyarınca, bu şekilde çalıştırılan kişilerin sözleşmeli personel olacağı ve işçi sayılmayacakları ve çalıştıkları kurumla arasında çıkan uyuşmazlılarda idari yargının görevli olacağı gerekçesi ile dava dilekçesinin yargı yolu yanlışlığı sebebiyle reddine karar karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1. maddesine göre yargı yolu ve mahkemenin görevi dava şartlarındandır. Toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre mahkemece görevsizlik kararı verilmesi yerindedir. Ancak, anılan Kanun'un "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altındaki 331. maddesinin 2. fıkrasında "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder" denilmektedir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, 6100 sayılı Kanun'un 323/1-ğ. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine görevsizlik veya yargı yolu sebebi ile verilen red kararında ayrıca hükmolunamaz. Mahkemece bu husus gözardı edilerek yargılama giderlerine bu bağlamda davacı aleyhine yargılama gideri yükletilmesi ve davalı yararına da vekalet ücretine takdir edilmesi doğru değildir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan kararda hüküm kısmında geçen ve yargılama giderlerine ilişkin 2. ve 3. bentlerinde yer alan "2- Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yatırılan 471,00 TL (355+116=471) gider avansından kalan 406,50 TL'den kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede yapılacak olan masraflar düşüldükten sonra kalan kısmın davacıya verilmesine," rakam ve sözcüklerin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.