Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/17489 E. 2012/19785 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17489
Karar No
2012/19785
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun'un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır. Davalı iş yerinde, satış yöneticisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, Haziran 2009 döneminde yapılan yeniden yapılanma çalışmasında, önerilen görevleri kabul etmediği, mevcut görevde yeni projeler üreteceğini söyleyerek görevini devam ettirdiği, bu süre içerisinde satış yönetiminde değişiklikler yapılmasına rağmen, hiyerarşik yapı içerisinde herhangi bir görev kabul etmeyerek hiçbir yere bağlı olmayan eski unvanla görevini sürdürdüğü, en son Batı Marmara Bölge Yöneticiliği görevini de kabul etmediği, müşterilerle görüşme ve bayi ziyaretleri gerekçesi ile, evine yakın bölgeye giderek vakit doldurduğu, 2010 tarihinde sistemde kayıtlı fiyatların değiştirilmesini bölge muhasebe elemanlarına e-posta ile bildirdiği, durumun icra kuruluna iletileceği söylenince de bu talepten vazgeçtiği, bu hususun aralarında kalması konusunda ricada bulunduğu, bu davranışın kötüniyetli ve kabul edilemez olduğundan bahisle, 4857 sayılı Kanun'un 25/2-h maddesi gereğince 06/05/2010 tarihinde feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının 14.04.2010 ve 26.04.2010 tarihlerinde işe izin almaksızın ve geçerli bir mazeret belirtmeksizin gelmediği, 05.04.2009 ve 29.04.2010 tarihinde de işe geç geldiği tutanaklarla sabittir. Davacı hakkında ayrıca, verilen görevleri kabul etmediği, bayi ziyaretleri gerekçesi ile şirkete uğramadığı, istisnai durumlar hariç evine yakın bölgede zaman harcadığı gibi iddialarda bulunulmuş ise de, bu hususlar dosya kapsamı ile sabit görülmemiştir. Ancak, davalının davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemeyeceğinden, sabit kabul edilen eylemler haklı fesih için yeterli görülmemekle birlikte, fesih için geçerli sebep oluşturacağı düşünülmeden davanın reddi yerine, hatalı değerlendirmeyle kabulü, hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 310,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 25.09.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/17489, K. 2012/19785, T. 25.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-17489-e-2012-19785-k-b9b1e2097a2e