Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/17907 E. 2012/11127 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/17907
- Karar No
- 2012/11127
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 04.04.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı işverenin yönetim ve firma yapılanmasında yaşanan problemler nedeni ile pekçok çalışanın işveren tarafından hukuka aykırı uygulamalarının muhatabı haline geldiğini, yapılan fiili, maddi ve psikolojik baskılar neticesinde müvekkiline dilekçe hazırlatıldığını ve verimsiz olduğu gerekçesi ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17 ve 18. maddeleri kapsamında feshedildiğini belirterek müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, davacının dilekçe vererek tazminatlarının ödenmesi halinde işten ayrılmak istediğini, tüm tazminatlarının eksiksiz ödendiğini, davacının yine 13.07.2010 tarihli işten ayrılma ve ibra belgesini imzaladığı gibi 14.07.2010 tarihli karşılıklı ibra sözleşmesini de kabul ederek imzaladığını, davacının iş sözleşmesinin feshinde davacıyı zorlayıcı bir durum olmadığı gibi, davacının özel sebeplerinden dolayı iş yerine ve işine gereken özeni göstermediğinden kendi isteği doğrultusunda, tüm işçilik haklarını alarak işten ayrıldığını bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının ödenmeyen prim ve diğer işçilik alacaklarının ödenmesi için işverene ihtarname çektiği, bu ihtarname üzerine davalı işverenle davacının görüştükleri ve bu görüşme sırasında işverenin davacıyı istifaya zorladığı, davacının mecburen istifa dilekçesi imzalamak zorunda kaldığı hususlarının tanık beyanları ile açığa çıktığı, davacının verimsizliği iddiasının gerçek olmadığı ve davalı işverenin de davacının verimsizliğini ispatlayamadığı, davacıya normal hakettiği alacak ve tazminatları haricinde istifa etmesinde etkili olabilecek ödeme yapılmadığı, davacının istifa etmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında 4857 sayılı Kanun'da işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşıldığı üzere işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacının fazla mesai, yol ücreti ve primlerinin ödenmesi talebiyle işverene ihtarname göndermesi üzerine tarafların biraraya geldikleri, davacının verdiği dilekçe ile özel nedenlerden dolayı işine gereken özeni gösteremediği ve yeterli verimlilikte çalışamadığı, istenilen işleri yapmakta zorlandığı gerekçesi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi halinde işinden ayrılmak istediğini beyan etmiştir. Dosyada mevcut belgelerden, Koşullu İşten Ayrılma Sözleşmesi başlıklı belgede sözleşmenin konusunun işçinin özel nedenlerle icabı üzerine tarafların ortak iradeleri ile karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi olduğu, işçinin kıdem tazminatının ödenmesi koşulu ile tarafların iş sözleşmesinin sona erdirilmesini kabul ettikleri ve iş sözleşmesinin 13.07.2010 tarihinden geçerli olmak üzere sona ereceği belirtildiği, ibra sözleşmesinde ise iş sözleşmesinin 13.07.2010 tarihinde sona erdiği, davacının işvereni ibra ettiği belirtilmiştir. Davacının söz konusu belgeleri baskı ile imzaladığına ilişkin somut bir delil mevcut değildir. Bu nedenle davacının iradesinin sakatlandığı ve dilekçesinin geçersiz olduğu kabul edilemez. Davacının iş sözleşmesinin kendisinin talebi üzerine sonlandırıldığı, davacının iş sözleşmesinin sonlandırılmasına yönelik talebinin irade fesadına uğradığını da kanıtlayamadığından, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği kabul edilmelidir. İş sözleşmesinin ikale yoluyla sonlandırıldığının kabulü ile davanın reddi gerekirken ilamda yazılı gerekçelerle kabulü yerinde değildir. 4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi uyarınca mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine, kesin olarak 24.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.