Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/10613 E. 2012/11601 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/10613
Karar No
2012/11601
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının 13.05.2010, 25.05.2010, 03.06.2010 tarihlerinde gerekçe göstermeden işe devam etmediğini, 03.06.2010 tarihinde işe gelmemesi üzerine kendisine telefon ile ulaşıldığını, davacının uyuyakaldığını, yol parası olmadığını ve evde kimse bulunmadığını bahane ederek işe gelmediğini ve aynı gün hastahaneye giderek gerçeğe aykırı rapor almaya çalıştığını, iş sözleşmesinin devamsızlık haklı sebebine dayanılarak feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin, davalı işverence geçersiz feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, davacı işçinin 13.05.2010, 25.05.2010 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediği davacı tarafında kabulündedir. Davalı tarafça ibraz edilen devamsızlık tutanaklarının incelenmesinde; feshe dayanak yapılan bu devamsızlıklar dışında 20.05.2010 tarihinde de davacının izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediği ve bu eylemine ilişkin işverence uyarı cezası verildiği anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar feshe konu devamsızlık tarihi olan 03.06.2010 tarihinde, hastalığı sebebi ile işe gelmediğini ileri sürerek, hastahane kayıtlarını ibraz etmiş ise de, mahkemece beyanları tespit edilen davalı tanıkları, davacının daha öncede mazeretsiz ve izinsiz işe devam etmediğini, 03.06.2010 tarihinde telefon ile işe gelmesi hususunda gönderilen mesaja “uyuya kalmışım gelemeyeceğim, evde kimse yok, paramda yok “şeklinde cevap verdiğini bildirmişlerdir. Davacının devamsızlık yaptığı tarihler her ne kadar ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç iş günü denk gelmediğinden fesih 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde göre haklı sebeple gerçekleşmemiş ise de, dosya içerisindeki devamsızlık tutanakları ve davalı tanık anlatımlarından, davacının haklı fesih sebebi oluşturmayacak şekilde ancak belirli aralıklarla süreklilik arz edecek şekilde izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediği, davacı işçinin bu eyleminin 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmamakla birlikte, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen davranışlar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı işveren tarafından iş sözleşmesi geçerli sebeple feshedildiğinden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/10613, K. 2012/11601, T. 29.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2011-10613-e-2012-11601-k-65aaa9ca7a3b