Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2012/14052 E. 2013/7321 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/14052
Karar No
2013/7321
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 29/06/2006 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalısı olduğunun tespitiyle, ...'a borcu bulunmadığına ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak koşuluyla 500,00 TL prim alacağının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, davacının 18.1.2006 tarihinden sonraki 1479 sayılı Yasaya tabi Esnaf ... sigortalılığının iptali ile bu kuruma prim borcunun bulunmadığının tespiti ,Kuruma fazladan yatırmak zorunda kaldığı primlerin tahsili ile 29.6.2006 tarihinden başlayan 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme,davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden,davacının 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık tescilinin ilk olarak Ateş Gayrimenkul Pazarlama Danışmanlık Limited Şirketi ortaklığından dolayı 24.7.2001 tarihinde yapıldığı,bu şirketteki ortaklığının 27.4.2005 tarihine kadar devam ettiği ,davacının bu arada Organize Metal Özel Eğitim Limited şirketi ortaklığından dolayı 4.8.2004-18.1.2006 tarihleri arasında ... Ticaret Sicil Memurluğunda kaydının bulunduğu ,... Dekoratif Demir Sanayi ve Ticaret Limited şirketinden dolayı kaydının 14.9.2004 tarihinde başlayıp halen devam ettiği, bu şirketin ortaklar kararı ile 2.9.2004 tarihinden itibaren 10 yıllığına şirket müdürlüğüne atandığı ve şirketin 1/5 oranında hissedarı olduğu ,... şirket ortaklığından dolayı kaydının 14.7.2004 tarihinde başlayıp halen devam ettiği davalı kurum tarafından tüm bu ortaklıklar ve prim ödemeleri nedeniyle 24.7.2001 tarihinde başlayan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın halen devam ettirildiği,davacının 1.8.2006 tarihinden itibaren ... Metal Grup A.ş adlı 105947059 sigorta sicil sayılı işyerinden 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmalarının da bulunduğu,davacının ortağı olduğu ... şirketinin ticaret Sicil kaydının halen devam etmesine rağmen vergi yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 31.12.2005 tarihi itibariyle vergi kaydını silindiği yine ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketini 14.7.2004 tarihinde başlayıp 31.8.2005 tarihinde resen terk ettirildiği vergi Daireleri yazılarından anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağını 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi,213 sayılı Yasanın 161. ve 162. maddeleri,6762 sayılı yasanın 434 ve devamı maddeleri oluşturmaktadır.Bilindiği üzere 1479 sayılı Yasanın 24.maddesinde Limited Şirketlerin ortakları ile Anonim Şirketlerin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyesi ortaklarının Esnaf ... sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.Yine 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 161. maddesinde, işi bırakmanın, vergiye tabi olmayı gerektiren işlemlerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade ettiği, 162'nci maddesinde ise tasfiye ve iflas hallerinde, yükümlülüğün vergi ile ilgili işlemlerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam edeceği ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesinin, tasfiye ve iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirmelerinin zorunlu olduğu hususu hükme bağlanmış bulunmaktadır.Vergi Usul Yasası'nda yer alan bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; anonim şirketler ile limited şirketlerin yükümlülüklerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine bağlanmış bulunmaktadır. Bir başka anlatımla yükümlülerin işi bırakmış sayılabiImesi için işi ile ilgili edinim işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerlerinin elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz yükümlülerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden silinmesi gerekmektedir.Anonim şirketlerinin infisahı, tasfiye ve tasfiyenin yapılış şekli ile ilgili yapılacak işlemler ise Türk Ticaret yasanın 434 ile 454'üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, yasanın 439'uncu maddesinde "infisah eden şirket tasfiye haline girer" hükmüne yer verilmiştir. Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde infisah etmek suretiyle tasfiye haline giren anonim şirketlerin pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi tasfiye sonuna kadar ve ehliyetinin tasfiye amacıyla mahdut (kısıtlı) olan hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret unvanlarını (tasfiye halinde) ibaresini ilave etmek suretiyle kullanmaya devam edeceği, tasfiye haline giren şirketin organlarının vazife ve selahiyetlerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat mahiyetleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemleri kapsadığı, tasfiyenin sona ermesi halinde şirkete ait ticaret unvanının sicilden terkin edilmesinin tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep edileceği ve bu talep üzerine terkin keyfiyetinin tescil ve ilan olunacağı belirtilmiş olup bu bilgiler ışığında limited ve anonim şirketlerde tüzel kişiliğin ortadan kaldırılabilmesi ve mükellefiyet kaydının silinebilmesi için şirketin münfesih addolunması yeterli olmayıp, bu durumdaki bir şirketin tasfiye veya iflas yoluyla tasfiyeye tabi tutulması ve tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden silinmesi gerekmektedir. Somut olayda davacının ortağı bulunduğu şirketlerden ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile ... Dekoratif şirketinin ticari varlıklarını devam ettirdikleri tasfiyeye girmedikleri vergi kayıtları silinmiş olsa bile yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının ortağı bulunduğu şirketlerin ticari faaliyetleri bulunmasa bile, tasfiye sürecinin tamamlanarak şirket ünvanlarının ticaret sicilinden silineceği zamana kadar hukuken varlıklarını devam ettiren şirketler olduğunun kabulü gerekir. Bu açıklamalar kapsamında mahkemece yapılacak iş ticaret sicilinde kayıtları devam eden bu iki şirketin tasfiyeye girip girmedikleri tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret sicilinden silinip silinmedikleri ve davacının bu şirketlerdeki ortaklığının devam edip etmediği araştırılarak 1479 sayılı Yasanın 25/c bendi kapsamında sigortalılığının devam edip etmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile şirket ortaklığı hukuken devam edip etmediği tespit edilmeden davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının iptali neticesini doğuracak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/14052, K. 2013/7321, T. 11.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2012-14052-e-2013-7321-k-5253f466b2ae