Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/10175 E. 2013/12833 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10175
- Karar No
- 2013/12833
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın D 100 Karayolunda Avcılar istikametine doğru seyir halinde iken yolun sağ tarafındaki metrobüs çalışması nedeniyle yere bırakılan demir bariyerlerin yağışlı ve fırtınalı hava nedeniyle yolun orta kısmına kadar gelmesi ve aracın bu bariyerlere çarpması sonucu hasarlandığını ve sigortalıya 11.241,38 TL ödeme yaptığını belirterek, fazlaya dair haklarını saklı kalmak şartıyla, ödenen bedelinin tahsili amacıyla davalı hakkındaki icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın idari yargının görevi kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yargı yolu itirazı reddedilerek, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün 2012/8611 Esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6762 sayılı TTK.’nun 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK.'nun 1472. maddesi) kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacıya kasko sigortalı aracın, yol üzerinde bulunan bariyer parçalarına çarpması nedeniyle tek taraflı kaza yapması sonucu hasarlandığı iddiasıyla ... aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istenmiş olup, davada hizmet kusuruna dayanılmıştır. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel 2013/10175 2013/12833 kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.9.2013 gününde Üye Eb....'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Davalı Belediyenin karayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu meydana gelen maddi hasarlı kazada, kasko sigortalı araçta oluşan hasar bedeli davacı ... tarafından sigortalısına ödenerek sorumluluğu nedeniyle davalı ... aleyhine hasarın rücuen ödenmesi istemiyle ilamsız icra takibi yapılmış, Borçlunun süresinde takibe vaki itirazı nedeniyle adli yargıda eldeki itirazın iptali davası açılmış, Adli yargı ilk derece mahkemesince davanın kabulü üzerine vaki temyiz sonucu karar, sayın çoğunluk tarafından "davanın hizmet kusuruna dayalı olduğu, uyuşmazlıkta idari 2013/10175 2013/12833 yargının görevli bulunduğu" gerekçesiyle davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamamaktayım. Zira; Davada, davalı belediyenin karayolunun yapım, bakım ve korunmasındaki ihmali sonucu zarara neden olan kazanın meydana geldiği iddia edilmektedir. 2918 sayılı KTK 10.maddesi "Belediyelerin yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzen ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, kara yolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almakla görevli" olduğuna işaret edilmiş, 3030 sayılı yasanın 6.maddesi " Büyükşehir dahilindeki meydan bulvar, cadde ve anayolları yapma, yaptırma bakım ve onarımını sağlama.." büyükşehir belediyesinin görevleri arasında gösterilmiş, TC Anayasasının 125/son maddesinde "idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu" kurala bağlanmış, 2577 sayılı İYUK 2/1-b maddesinde "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava çeşitleri arasında" sayılmıştır. Bu durumda belediye sınırları içerisindeki yol yapım bakım ve onarımının yapılmadığı nedeniyle doğan zararın tazmininin amaçlanmış olması karşısında idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü esnada kişileri verdiği zararın ödetilmesine yönelik bulunan uyuşmazlık konusu davanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini, hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tesbitinde esas alınan idare hukuku kurallarına ve 2577 sayılı İYUK 2/1-b maddesinde sayılan tam yargı davasında görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır. O halde, tam yargı davasına konu olabilecek bir uyuşmazlığın nasıl ki adli yargıda dava konusu edilmesi mümkün değil ise ilamsız icra takibine konu edilmeside mümkün değildir. 2013/10175 2013/12833 Eldeki davanın itirazın iptali davası oluşuna göre geçerli bir icra takibinin bulunması dava önşartıdır. Mahkemece, yargı yolundan önce dava önşartı olan geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, takibe konu alacağın genel haciz yolu ile takibe konu edilebilecek alacaklardan olup olmadığını mahkemenin görevinden önce davanın niteliği itibariyle icra dairesinin görevini incelemesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta idarenin hizmet kusurundan doğan tam yargı davasına konu olabilecek bir alacak ilamsız icra takibine konu edilmiştir. Bu tür bir alacağın tahsilinde icra dairesi görevsiz olduğundan dava önşartı olan geçerli bir icra takibinin bulunması koşulu gerçekleşmemiştir. Bu halde mahkemece önşart yokluğundan dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir. Kaldı ki, idari yargının görev alanına giren, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan alacak ve tazminat davalarıdır. Oysa eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda belirtildiği gibi 2004 sayılı İİK 58, 60, 61, 62, 65 ve 67.madde hükümleri uyarınca itirazın iptali davaları idari yargının görev alanında olmayıp adli yargının görev alanına girmektedir. 2004 Sayılı İİK.nun 67. maddesinde;"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmüne yer verildiğine göre itirazın iptali davaları açıkça adli yargının görev alanına girmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.04.2007 gün ve 2007/4-141 E-188 K; 23.06.2010 gün ve 2010/7-332 E- 344 K; 14.04.2010 gün ve 2010/7-184-214 K; 22.12.2010 gün ve 2010/3-635 E- 686 Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Bu halde sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yerel mahkemece davanın yargı yolu yönünden reddine karar verilmesi durumunda itirazın iptali davasının açılacağı idari yargıda uyuşmazlığın adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilecektir. 2013/10175 2013/12833 Adli ve idari yargı merciileri arasındaki görev uyuşmazlıklarını gidermek ve görevli yargı kolunu belirlemek üzere görevli bulunan uyuşmazlık mahkemesinin bu konudaki istikrarlı kararları (20.11.2000 gün 38/49 sayı vb) itirazın iptali davalarında görevli yargı kolunun adli yargı olduğu yönündedir. Uyuşmazlık mahkemesi kararı üzerine, davaya bakacak adli yargı mercii, aslında idari yargının görev alanına giren temelde idarenin hizmet kusuruna dayanan bir davaya bakmak zorunda kalacaktır. Bu tür sakıncaların giderilmesi için eldeki itirazın iptali davasının geçerli bir icra takibinin olmaması nedeniyle önşart yokluğundan red edilmek üzere bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun itirazın iptali davasının idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle yargı yolu yönünden reddi gerektiğine ilişkin bozma gerekçesine katılamıyorum.