Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2011/1381 E. 2012/3411 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/1381
- Karar No
- 2012/3411
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kazada hasar gördüğünü, hasar araç bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini ileri sürerek 21.100 TL. hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kaza tespit tutanağında göre kaza sırasında aracın alkollü sürücü ... tarafından kullanıldığının belirtildiğini, davacı tarafından aracın ...’in araç sürücüsü olduğu iddia edildiğini, doğru ihbar yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre, kaza tespit tutanağında sürücünün ... olarak belirtildiği, daha sonra tutanağa itiraz edilerek sürücünün ... olduğunun iddia edildiği, hazırlık soruşturması evrakı, kazada yaralananların hastaneye giriş kayıtları ve kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kazadan hemen sonra alınan beyanlarına göre kaza sırasında araç sürücüsünün ... olduğu, ihbar yükümlülüğünün kasten yerine getirilmediği, TTK. 1292/son maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortacıdan şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur. Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatının olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın muvafakatı olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Kabul şekline göre ; Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan "teminat dışında kalan zararlardan" olması gerekmektedir. Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür. Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususun sanki teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Dava konusu olayda mahkemece kaza sırasında araç sürücüsünün ... olduğu ve alkollü olarak kazaya neden olduğu kabul edilmiştir. Dosya içerisinde bulunan belgelere, kaza tespit tutanağı, hastane giriş kayıtları, görgü tanıkları ve kazaya karışan diğer araçta bulunan şahısların kazadan hemen sonra hazırlık soruşturması aşamasında verdikleri ifadeler, alkol raporlarına göre kaza sırasında araç sürücüsünün ... olduğu ve alkollü olduğu sabittir. Sürücünün kazadan sonra alınan alkol raporunda 128 promil alkollü olduğu belirtilmiş ise de, sürücünün almış olduğu alkolün oranı sonuca etkili değildir. Bu durumda mahkemece, aralarında nöroloji ve trafik konusunda uzmanın bulunduğu bilirkişi heyetine birlikte inceleme yaptırılarak olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin, rizikonun teminat içinde kalıp kalmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.