Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/7673 E. 2013/11720 K.
Konu: Hırsızlığa Teşebbüs, Mala Zarar Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/7673
- Karar No
- 2013/11720
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlığa Teşebbüs, Mala Zarar Verme
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlığa teşebbüs, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten ... tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır. Somut olayda; suça sürüklenen çocuk ...’nın, ... Camii’ne hırsızlık amacıyla girerek, giriş kapısının sol tarafındaki ikinci kata çıkış merdiveninin altında bulunan sacdan yapılmış kilitli kasayı zorlayarak patlatmak suretiyle zarar verdiği, kasa ile caminin içerisinde değerli bir şey bulamadığından olay yerinden herhangi bir şey almadan uzaklaştığının iddia edildiği olayda; 5237 sayılı TCK hükümleri gereğince, adli para cezalarının erteleme kapsamı dışında tutulduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen adli para cezalarının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından ve 5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için, “suça sürüklenen çocuk” ibaresi yerine, “sanık” ifadesinin kullanılmasının sonuca etkisi görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. 1-Hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Suça sürüklenen çocuğun, caminin içerisinde bulunan eşyalara zarar vermek şeklinde sübut bulan eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 153.maddesinde belirtilen "İbadethanelere, bunların eklentilerine, buradaki eşyalara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik yapılan yıkmak, bozmak veya kırma" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mala zarar verme suçunun nitelendirmesinde hataya düşerek yazılı şekilde TCK'nun 152/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.