Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/1441 E. 2013/20535 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/1441
- Karar No
- 2013/20535
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. ...'nda sözleşmeli büro elemanı olarak çalışan sanık ...'nın, Hitit Vergi Dairesi mükellefi 10 KA İletişim..Ltd. ticari ünvanlı şirketin yetkilisi diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek; katılan Oda'ya “SMS Gönderim Hizmeti” verilmiş gibi farklı zamanlarda altı ayrı şirket faturalarını dözenleyip, bedellerinin ödenmesini sağlamak üzere Oda yetkililerine, diğer evrak arasında imzalatmak veya yetkili adına bilgisi dışında taklit imza atmak yöntemleriyle “talimat yazılarını” bankaya sunup, Oda'nın banka hesaplarından şirket banka hesabına para aktarılması eylemlerinin “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda; I)Değişen suç vasfına göre “resmi belgede sahtecilik” suçundan sanıklar hakkında verilen “mahkûmiyet” hükümlerine yönelen müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, II)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “mahkûmiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Sanıklar hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Suçtan elde edilen haksız yarar miktarı (54.424 TL) belli olmakla tayin olunacak temel gün birim sayısının suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenmesi ve arttırma ile eksiltmelerin bu miktar üzerinden yapılarak adli para cezasının tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 2 no'lu ana paragrafının birinci alt paragrafındaki “120” ibaresinin çıkartılarak yerine “5.442” rakamı yazılmak, beşinci alt paragrafındaki TCK'nın 62. madde uygulamasının ikinci alt paragrafa çekilerek bu paragraftaki “90,706'şar” ibaresinin çıkartılarak yerine “4.535'şer” rakamı yazılmak ve 2. ve 3. alt paragraflarının hükümden çıkartılarak yerine “Sanıkların, sosyo-ekonomik durumları, fiilin özellikleri, suçun işleniş biçimi nazara alınarak TCK'nın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL'den hesap edilerek neticede 2'şer yıl 6'şar ay hapis ve 90.700'şer TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına” şeklinde üçüncü paragraf yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.