Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/15881 E. 2012/41400 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/15881
- Karar No
- 2012/41400
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; Sanığın Aydın ilinden suça konu aracı çalarak Denizli iline götürdüğü, başka araca ait bir süre kullandığı aracı katılana takas suretiyle satmayı teklif ettiği, katılanın kabul etmesi üzerine anahtarı ve ruhsatını katılana verdiği, devrini asıl sahibinden aldıktan sonra noterde devredeceğini söyleyerek katılanın aracını aldığı, aracın polis tarafından yakalanmasından sonra aldığı aracı iade ettiği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-5237 Sayılı TCK'nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi, 2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde 150 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 53 maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere “TCK'nun 53/1-c maddesi uyarınca hükmolunan kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi ve 150 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilerek, aynı Yasanın 168/1 maddesinin uygulanması ile adli para cezasının 1 güne indirilmesi, aynı yasanın 52.maddesine göre sonuç adli para cezasının 20 TL'ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.