Yargıtay · 14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2012/8987 E. 2012/10554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8987
- Karar No
- 2012/10554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, asli müdahilin davasının kısmen kabulüne dair verilen 16.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 12.10.1996 günlü temlik sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede taşınmazın değerinin tahsili, ileri aşamada ise taşınmazın tapu kaydında mevcut ipotek ve haciz şerhlerinin terkini istemlerine ilişkindir. Davalı, savunmada bulunmamıştır. Davaya asli müdahil olarak katılan ... AŞ, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yararlarına ipotek şerhi bulunduğunu belirterek ipotek ve haciz şerhlerinin terkini talebinin reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davaya asli müdahil olarak katılan şirket temyiz etmiş, karar, Dairemizin 01.06.2009 tarihli ilamıyla "davalının aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek alacağını davacıya temlik ettiği sonucuna varılırsa 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23. maddesi uyarınca görev hususunun değerlendirilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, davanın kabulüne, taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmü, asli müdahil ... A.Ş. temyiz etmiştir. Dairemizin 24.10.2011 tarihli ilamıyla "Türk Medeni Kanununun 849.maddesi hükmüne göre, taşınmaz maliki değişse dahi yeni malik başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur. Dolayısıyla malikteki değişiklik, kayıttaki ipoteğin terkinini gerektirmez. Mahkemece ipoteğin terkini isteminin reddi yerine bu istem bölümünün de yasaya aykırı olarak hüküm altına alınması doğru değildir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş, davanın kabulüne, taşınmaz üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, ipoteğin devamına karar verilmiş, hükmü, davacı vekili ve asli müdahil ... A.Ş. temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Asli müdahilin temyiz itirazlarına gelince, Dava konusu 505 ada 684 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 10 nolu bağımsız bölümün tapu kaydı üzerinde müdahil şirket ve dava dışı şahıslar lehine konulmuş haciz şerhleri bulunmaktadır. Bu dava açıldıktan sonra mahkemece 09.06.2004 tarihinde 505 ada 684 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi tesis edildiği anlaşılmıştır. Burada öncelikle, tapu kaydına işlenen ihtiyati tedbir şerhinin hukuki sonuçları üzerinde durulması gerekmektedir. Genel olarak, kesin hukuki himaye sonucunun ortaya çıkmasına kadar yargılama öncesinde veya sonrasında doğabilecek risklerden davacı ve / veya davalıyı korumak için yargı organlarınca verilen geniş ya da dar kapsamlı hukuki himaye “geçici hukuki himaye tedbirleri” olarak tanımlanır (Ecder ..., Geçici Himaye Tedbirleri, Ankara 2001 s.32). 1086 sayılı HUMK’nun 101. vd (6100 sayılı HMK 389 vd) maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de geçici hukuki himaye tedbirlerinden birisidir. İhtiyati tedbir yoluyla taraf, dava konusu hakka ilişkin doğacak tehlikelerden korunmaktadır. Tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir, aynı zamanda tapuda yapılacak intikallerde üçüncü kişilerin 4721 sayılı TMK’nun 1023.maddesinin korumasından yararlanmasını da engeller. Bu tür işlemler aynı zamanda taşınmaz üzerinde sonradan hak iddia edecek kişileri tapu kaydının alenilik ilkesinden faydalanarak uyarmayı da amaçlar. İhtiyati tedbir kararı verildikten sonra bu kararın ilgili tapu kaydına işlenmesi sonucu ihtiyati tedbir kararları 4721 sayılı TMK 1020. madde hükmü gereğince “tapu sicilinin açıklığı” prensibi uyarınca aleniyet kazanır ve bundan sonra hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Bunun dışında o tapuyla ilgili işlem yapan herkesin kaydın nedenini araştırması, halin icabı ve hayatın olağan akışının gereğidir. Aksi takdirde ihtiyati tedbir kararının bir önemi, tapu siciline şerh edilmesinin bir anlamı kalmaz. İhtiyati tedbir şerhinin işlevi de tapu siciline yazılmasından sonra başlar. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir şerhinden sonra konulan haciz şerhlerinin kaldırılması gereklidir. Tedbir kararından önce konulan haciz şerhlerinin kaldırılabilmesi için yararına şerh konulan kişilerin araştırılarak 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada taraf durumunu almaları zorunludur. Mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken tüm haciz şerhlerinden arındırılmış olarak tescile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde Asli Müdahil'e iadesine, 19.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.