Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2011/2422 E. 2011/12693 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/2422
Karar No
2011/12693
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı kooperatif, davalı ile noterde 19.12.1995 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi aktedildiğini, buna göre davalı şirket ile dava dışı arsa sahipleri arasında aktedilmiş olan 23.3.1987 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince arsa üzerine davalı tarafından yapılacak dairelerden kendi hissesine isabet edecek %65 oranındaki dairelerin tamamının kooperatife satıldığı, bilahare davalı şirketle 18.8.2003 tarihinde noterde tadil sözleşmesi aktedildiğini, bu sözleşmenin A-c bendinde kooperatifçe daha önceden yapılmış olan ödemeler yeterli görülerek 318 parsel sayılı taşınmaz üzerine yapılmış olan 66 adet dairenin kat irtifaklı tapusunun tadil sözleşmesinin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde kooperatife devir edileceğinin taahhüt edildiğini, aksi durumda her bir daire için 1.000 YTL cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, 58 adet dairenin tapusunun gecikmeli olarak 6.1.2006 tarihinde devredildiğini, 8 adet dairenin ise devrinin henüz verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 8.000.YTL cezai şartın temerrüd tarihi 30.1.2005 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 7.5.2008 tarihli dilekçesi ile de talep miktarını 66.000 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile toplam 22.000.TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 2011/2422-12693 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı kooperatif ile davalı şirket arasında akdedilen 18.8.2003 tarihli tadil sözleşmesi gereğince dairelerin sözleşme tarihinden itibaren 2 ay içinde devrinin verilmemesi durumunda kooperatif lehine beher daire için 1.000.YTL cezai şart ödeneceği kararlaştırılmış olup davacı sözleşmedeki bu hüküm gereğince cezai şart tutarı 66.000.YTL’nin ödetilmesini istemiştir. Davalının tacir olduğu uyuşmazlık konusu değildir. TTK.nun 24. maddesine göre BK.nun 161/son maddesi tacirler hakkında uygulanamaz. Ancak bu hükme rağmen cezai şartın uygulanması davalının ekonomik yönden mahvına sebebiyet olur ise, ahlak ve adaba aykırı olduğu için indirim değerlendirilir. Tarafların bir cezai şart kararlaştırmış bulunmaları karşısında, cezai şartın makul bir düzeyde belirlenmesi de mahkemenin görevi içinde bulunmaktadır. Mahkemece, davalı şirketin tüm ticari defter ve kayıtları incelemeden cezai şartın ekonomik olarak şirketin mahvına sebep olacağı kanaatine varılmıştır. Şirketin sermayesinin bilirkişi tarafından belirlenen miktarda bulunması ve şirketin bir dönem zarar göstermesi cezai şartın ödenmesi açısından, davalı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olmayabilir. Mahkemece, davalı şirkete ait tüm ticari defter ve kayıtlar ile belgeler getirtilerek, davalının mal varlığını oluşturan menkul ve gayrimenkulları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ve bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar incelenmeli, sözleşmede belirlenen cezai şartın ödenmesi davalının ekonomik açıdan çökmesine sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde makul bir miktara indirilmeli, ne miktar cezai şart ödenebileceği hususunda taraf ve Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Kaldı ki, cezai şart olarak talep edilen 66.000.TL miktarındaki bir paranın, günümüz ekonomik koşulları da nazara alındığında bir “Anonim Şirketin” ekonomik yönden mahvına sebep olmayacağı da aşikardır. Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 3-Davacı, davalıdan olan alacağına ticari faiz uygulanmasını istemiştir. Davalı tacir olup, dava konusu alacak ticari işletmesi ile ilgili doğduğundan davacı alacağını avans faizi ile isteyebilir. Bu durumda mahkemece hükmedilen alacağa avans faizi yürütülecek şekilde karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2011/2422-12693 SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 888.00 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 15.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/2422, K. 2011/12693, T. 19.12.1995, www.arakarar.com/karar/yargitay-13-hukuk-dairesi-2011-2422-e-2011-12693-k-5e28cd8331e5