Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2009/1112 E. 2009/8375 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/1112
Karar No
2009/8375
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, dava1ı ile eğitimini tamamlamasını müteakip kaptan pilot olarak çalışması için kokpit personeli çalışma sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme gereği davalıya tüm masraflar davacı tarafça karşılanmak üzere yurtdışında özel eğitim aldırıldığını, üç yıl içinde haklı bir neden olmaksızın işten ayrılması halinde hiçbir itirazda bulunmaksızın her yılın karşılığı 9.000 Euro olmak üzere 27.000 Euro ödemeyi kabul ettiğini, davalının 24.3.2006 tarihi itibariyle haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini belirterek, 1 yıllık çalışma süresi gözetilerek 18.000 Euro cezai şart ile uğramış oldukları zararlar nedeniyle de şimdilik 1000 YTL' nin akdin feshi tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, ... akdini haklı nedenlerle feshettiğini, tazminat ödemekle yükümlü olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının alacağı simülatör eği timi karşılığı yapılacak masraf karşılığını işten ayrılma halinde 27.000 Euroyu peşinen ödemeyi kabul ettiği davalının 3 yıllık süreyi doldurmadan işten ayrıldığı, çalıştığı süreye tekabül eden miktarın mahsub edilerek bakiye 16.668 euronun dava traihinden i tibaren euro faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan saır itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı ile davalı arasında 26.1.2005-31.12.2005 dönemi için kokpit personeli sözleşmesi yapıldığı, davacının davalıya simülatör eğitimi vermeyi taahhüt ettiği, davalının üç yıl içinde haklı bir neden olmaksızın işten ayrılması halinde işverene her yılın karşılığı 9.000 Euro olmak uzere toplam 27.000 Euro ödemeyi kabul ettiği, ancak tamamlanmış hizmet yılına tekabül eden yıl karşılığı 9.000 Euronun tazminattan düşüleceğinin ve tarafların sözleşmesinin bitiminden 15 gün önce yazılı bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, davacının davalıya simülatör eğitimi verdiği, davalının 3 yıllık süre dolmadan 24.3.2006 tarihi itibariyle sözleşmeyi haksız feshettiği dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar mahkemenin de kabulündedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 4/c maddesindeki "Tip egitimi şirket tarafından yaptırılmış kokpit personeli simülatör eğitimi başlangıç tarihinden itibaren 3 yıl içinde haklı bir neden olmaksızın işinden ayrılması halinde hiçbir itirazda bulunmaksızın işveren'e her yılın karşılığı 9.000 Euro olmak üzere toplam 27.000 Euroya bir defada peşin olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. Ancak; tamamlamış olduğu hizmet yılına tekabül eden yıl karşılığı miktar (9.000 Euro) toplam tazminattan düşecektir." şeklindeki düzenleme BK. l58.maddesi gereği seçimlik cezai şart niteliğindedir. Seçimlik cezai şartta alacaklı ya sözleşmedeki edimin ifasını, yada onun yerine kararlaştırılan ceza-i şartın ödenmesini isteyebilir. Davacı, bu uyuşmazlıkta ceza-i şart olarak kararlaştırılan 27.000 Euronun tahsilini istemiştir. Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK.'nun l61/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Mahkemece davacının talep ettiği 27.000 Euro ceza-i şarttan indirim yapılmışsa da, bu indirim sözleşmenin 4/c maddesi esasları dahilinde fiilen yerine getirilen hizmet suresine ilişkindir. Bu indirimin BK. 161/ son maddesinde öngörülen ve hakimin resen gözeteceği bir indirim olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca hakimin BK.'nun 161/ son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir. Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır. Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, mahkemece verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmeyerek davalı lehine kazanılmış hak olduğu da gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/1112, K. 2009/8375, T. 31.12.2005, www.arakarar.com/karar/yargitay-13-hukuk-dairesi-2009-1112-e-2009-8375-k-03375773d97e