Yargıtay · 13. Hukuk Dairesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2006/13296 E. 2007/1026 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
13. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/13296
Karar No
2007/1026
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, 20.11.1983 tarihli harici sözleşme ile davalının ifrazla oluşan 289 ada 1 ve 290 ada 1 parseldeki payını satın alıp üzerine bina yaptığını,satım tarihinde hisse satışı yapılamadığından tapuda devrin olmadığını,sonrasında da davalının devre yanaşmadığını, açtığı tapu iptali tescil davasının; taşınmazın davalı adına kayıtlı olmayıp İSKİ Reeksiyon alanında kaldığı belirlendiğinden reddedilip kesinleştiğini,davalının kendine ait olmayan yeri satıp haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek fazlasını saklı tutup tescil davasında belirlenen bina ve arsa değeri olan 57.407,50 YTL nin faizi ile ödetilmesini istemiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece harici sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilerek 57.407,50 YTL nin dava tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmiş ; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (EMK.634 yeni M.K. 706, BK. 213, Tapu Kn. 26 ve Noterlik Kn. 60. md.leri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre 2006/13296-2007/1026 çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davacının 20.11.1983 tarihli harici satım sözleşmesi ile davalıya ödediği, bedelin; akdin ifasının imkansız hale geldiği, tapu iptali davasının reddedilip kesinleştiği tarihte ulaşacağı alım gücünün, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile belirlenmeli, denkleştirci adalet ilkelerine göre konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan açıklayıcı, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir. Mahkemece, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda 1. bende açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine ,2. bend gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 1.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/13296, K. 2007/1026, T. 20.11.1983, www.arakarar.com/karar/yargitay-13-hukuk-dairesi-2006-13296-e-2007-1026-k-a7068ce3f9c1