Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6628 E. 2025/6176 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6628
- Karar No
- 2025/6176
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 13.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr....'in Karşı Oy Yazısı; İİK'nın 45. maddesi kamu düzenine ilişkin olup, süresiz şikayete tabidir ve kendiliğinden dikkate alınır. Dairemizce bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu ve süresiz şikayete tabi olduğu kabul edilmekte ancak bu hususun kendiliğinden mahkemece dikkate alınmayacağı görüşündedir(12. HD 16.2.2022 T., 2011/8538 E-2022/1907 K.). Somut olayda; şikayetçi borçlu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibinde hesap kat ihtarına süresinde itiraz etmiş olduğunu, takip talebinde faize faiz işletildiğini ileri sürerek, ilamlı icra takibin iptalini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesi 08.09.2021 tarihli, 2019/729 Esas-2021/328 Karar sayılı kararında aynı borca ilişkin olarak daha önce kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı, alacaklının tercih hakkını bu takip türünden yana kullandığını, kendiliğinden dosya içeriğinden tespit ederek ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibi iptal etmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine borçlunun bu hususu dava dilekçesinde talep etmediğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılıp, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeninden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği, ret kararının temyiz istemine konu yapıldığı anlaşılmaktadır. Borçlu şikayetinde ipoteği paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılamayacağını ileri sürmüş ise de, bu takipten önce kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmış olup, tercih hakkını kambiyo takibinden yana kullandığından Yargıtay İçtihat Birleştirme Büyük Genel Kurulu uyarınca aynı borca dayalı takip derdest bulunduğundan mahkemece kamu düzenine ilişkin bu aykırılığı kendiliğinden gözetmesi gerekir. Mahkemece bu nedenle ipotekli takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılamıyorum.13.10.2025 Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet, örnek 6 nolu ilamlı icra takibi nedeniyle icra emri ekinde dayanak belgelerin gönderilmemesi ile borca ve fer'ilerine itiraz vs şikayetlere yöneliktir. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de, 1-Şikayetçi/borçluların borca ve faize ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar kısmı ile ilgili şikayet yasal 7 günlük süre aşımından redde dair olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, temyiz başvuru talebinin REDDİNE, 2-Şikayetçi/borçluların icra emri ekinde takip dayanağı belgelerin gönderilmediğine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İİK'nın 148. maddesi; “Taşınmaz ipotek alacaklısı, yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmî bir örneğini ibrazla alacağın miktarını bildirir ve 58 inci maddeye göre takip talebinde bulunur.” Aynı kanunun 150/ı maddesinde ise “...krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran ESAS NO : 2025/6628 taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu yöndeki şikayet İİK'nın 16/1. maddesi uyarınca süreye tabî olup, borçlulara icra emri 04.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine karşın icra mahkemesine yasal 7 günlük hak düşürücü süreden sonra (12.11.2019 tarihinde) başvurulduğu görülmüştür. Mahkemece, istemin belirtilen nedenle 7 günlük hak düşürücü süre aşımından reddi gerekirken yazılı şekilde işin esası incelenerek sonuca gidilmesi isabetsizdir(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarih, 2021/7456 Esas-2022/533 Karar ve 09.10.2025 tarih, 2025/7431 Esas-2025/6109 Karar sayılı kararları benzer niteliktedir.). Belirtilen nedenlerle; borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan kararının bu yönden bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Dairemizin sayın çoğunluğunun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. 13.10.2025