Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/1899 E. 2024/6990 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1899
- Karar No
- 2024/6990
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Dosyadaki bilgi ve belgelerden, alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun İİK'nun 168/4. maddesinde öngörülen yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda imzaya itiraz ettiği, Mahkemece davanın kabulüne, icra takibinin durdurulmasına, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiği, Alacaklının istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargılama, hakim tarafından, usul hükümlerine uygun olarak yürütülmelidir. Yargılamanın yürütülmesi için alınan ara kararlarından, taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklar ihlal edilmemek koşulu ile rücu edilmesi mümkündür. Ancak, ara kararlarından rücu, keyfi olmamalı, tarafları tatmin edecek gerekçeye dayanmalıdır. Bu kapsamda bilirkişi incelemesi ara kararından tamamen yada teknik görüşüne başvurulacak bilirkişi seçiminden rücu edilebilir, bilirkişi değiştirilebilir. Ancak bu tamamen vazgeçme yada bilirkişinin değiştirilmesi gerekçeye dayanmalıdır. Bilirkişi raporu, hakim veya mahkeme için bağlayıcı nitelikte bir delil değildir. Hakim, karar verirken bilirkişi raporunu da diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişilik; delilleri elde etme, delillerin teknik mahiyetini belirleme, delillerin içeriğini öğrenme ve delilleri değerlendirebilmek için bir araçtır. Bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu kabul edilmektedir. Bir davada bilirkişinin görüşüne başvurulurken, dava dosyasının bilirkişi tarafından incelenebilir duruma gelmesi gerekir. Başka bir anlatımla, uyuşmazlığın esasını oluşturan konu belirlenmeli ve bu konunun özel veya teknik bilgiye ihtiyaç olmadan çözülüp çözülemeyeceği incelenmeli, özel veya teknik bilginin gerekli olduğu görüldükten sonra bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermelidir. İmza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK'nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, mahkemece 14.04.2021 tarihli birinci celsede imza itirazına ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar verildiği, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 05.11.2021 tarihli ön raporda borçlunun imzasının bulunduğu daha fazla belgenin kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi ve huzurda imza örneklerinin alınarak birlikte gönderilmesi belirtildiği, mahkeme evraklar temin edilirken eksiklikler temin edildikten sonra dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderileceği konusunda ara kararlar oluşturulduğu, ancak bu ara kararlarına ve özellikle 21.09.2022 tarihli oturumdaki " dosyanın imzaya itiraz hususunda tekrar değerlendirme yapılmak üzere ATK. na gönderilmesine" karar verilmesine ve başkaca bir ara karar alınmamasına rağmen dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi yerine tek kişilik bilirkişiye verildiği, Bilirkişi raporunun gelmesi üzerine davalı vekilinin dosyanın ara kararı uyarınca ATK. na gönderilmesini talep ettiği, bu talebin de gerekçesiz olarak reddine karar verilip, incelemenin bitirildiği anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemece dosyanın ara kararları doğrultusunda ön rapor düzenleyen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi' ne gönderilerek kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, usule aykırı şekilde alınan tek kişilik rapora itibarla yazılı şekilde hüküm tesisi ve alacaklının istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.01.2024 tarih ve 2023/879 E. - 2024/139 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.12.2022 tarih ve 2021/85 E. - 2022/923 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.