Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/1453 E. 2023/5959 K. – İstihkak
Konu: İstihkak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1453
- Karar No
- 2023/5959
- Karar Tarihi
- Konu
- İstihkak
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1373 E., 2022/1843 K. ... ... ... HÜKÜM/KARAR : Ret/İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/693 E., 2022/19 K. Taraflar arasındaki istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı alacaklının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı üçüncü kişi vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapılmadığını, haciz mahallinde borçlu şirkete ait herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, müvekkili tarafından mahcuzların bir kısmının leasing yoluyla bir kısmının ise icra kanalıyla satın alındığını, borçlu şirket ile müvekkili arasında organik bağ olmadığını belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; haciz mahallinde borçlu şirketin uzun süre kiracı olarak bulunduğunu, borçlu ile 3. kişi şirketin faaliyet konusunun aynı olduğunu, muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporuna göre davacıya ait olduğu ispat edilemeyen 1 adet Cesan vinç tek köprülü 5 tonluk 12 metre zincirli vinç, 1 adet markasız tek gövdeli 3 tonluk 12 metre zincirli vinç, 1 adet 120 tonluk hidrolik pres makinesi yönünden davanın reddine, diğer menkuller açısından davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı alacaklı vekili, 24.10.2007 günlü ihaleden alınan makinaların tesliminin 8 yıl 3 ay sonra yapıldığını, menkulün 25.02.2016 tarihinde ihale alıcısı tarafından yıllar önce alınan fiyattan daha düşük bir fiyata davacı firmaya satıldığını, muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davacı üçüncü kişi vekili, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilmediğinden istinafın süresinde kabul edilmesi gerektiğini,yerel mahkemenin reddedilen kısmı yönünden verilen gerekçenin hatalı olduğunu, mahcuzların borçluya ait olduğuna dair delil sunulmadığından davanın bu yönden kabulü gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,davacı vekilinin istinaf dilekçesini yasal 10 günlük süreden sonra 07.03.2022 tarihinde verdiği anlaşılmakla davacının istinaf talebinin reddine ilişkin ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddine; haczedilen menkullerin 24.10.2007 tarihinde yapılan ihalede alacağa mahsuben dava dışı ... tarafından satın alınmasına rağmen aynı yerde bırakıldığı, satılan malların teslimi için 06.09.2010 tarihine kadar bir talepte bulunulmadığı ve söz konusu mahcuzların 25/02/2016 tarihli fatura ile davacı şirkete satıldığının belirtildiği, davacı şirket ile borçlu şirketin 2012-2016 yılları arasında haciz mahallinde birlikte faaliyetlerine devam ettikleri, 2012-2013 yıllarında borçlu şirkette çalışan işçilerin borçlu şirketten ayrıldıktan sonra 3. kişi şirkette çalışmaya başladıkları, borçlu ile 3.kişi arasında muvazaalı işlemler yapıldığı gerekçesi ile davalı alacaklının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, hükme ilişkin hususlar içermeyen tefhimin istinaf süresini başlatmayacagını, işçilerin bir firmadan ayrıldıktan sonra aynı iş kolunda başka bir firmada çalışmaya başlamasının normal olduğunu, tek bir tarihte topluca işten çıkıp diğer firmada işe başlama durumunun olmadığını, mahcuzların satın alındıktan sonra davalı borçlu tarafından kullanıldığına dair dosya da delil olmadığını, borçlu şirketin adresten ayrılmasına rağmen bu durumu vergi dairesine bildirmediğini, bu durumdan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, muvazaalı durum olmadığını belirterek kararın bozumasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, üçüncü kişinin İİK'nın 96 ncı vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nın 97 ve 99 uncu maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu 08.09.2017 tarihli haciz 3. kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmış ise de, haczin dayanak ilam adresinde yapıldığı, borçlu şirketin 2005-2016 yılları arasında haciz mahallinde faaliyet gösterdiği, 3. kişinin de 19.03.2012 tarihi itibari ile haciz mahallinde kiracı olarak faaliyete başladığını iddia ettiği bu durumda borçlu ile 3. kişinin 2012-2016 yılları arasında haciz mahallinde birlikte faaliyet gösterdiği görülmektedir. Öte yandan, vergi dairesi yoklama fişlerine göre borçlu şirketin haciz mahallinden ayrılarak taşındığı adresin boş olduğunun belirtildiğine göre borçlunun faaliyetine devam etmediği anlaşılmıştır. Ayrıca, hacze konu mahcuzların 24.10.2007 tarihinde yapılan ihalede alınmasına rağmen aynı yerde bırakılması ve satılan malların teslimi için 06.09.2010 tarihine kadar bir talepte bulunulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 3. kişi ortak ve yetkilisi ...'ün, haciz mahallinde hazır bulunan ...'ün oğlu ve borçlu şirketin hakim ortağı ...'in yiğeni olduğu, yine haczin yapıldığı taşımazın malikinin ... olduğu görülmüş olup, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazaalı işlemler yapıldığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda ve ek kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 269,85 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...