Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/3149 E. 2025/7520 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3149
- Karar No
- 2025/7520
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/36 E., 2024/160 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Dairemizce verilen bozma kararı üzerine davacı hakkında Mahkemece kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece; davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 180.000,00 TL maddi tazminatın her bir zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın ise gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin reddine, 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiş, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce emekli olan davacı lehine tutuklu kaldığı süre bakımından asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminatın her bir tutukluluk süresi için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmesi gerektiği, davanın kısmen kabul edilmesi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmediği ve eksik manevi tazminata hükmolunduğu gerekçeleriyle ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı üzerine Mahkemece 1.479,86 TL maddi ve 23.981,55 TL manevi tazminatın 05.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 29.722,98 TL maddi ve 376.018,45 TL manevi tazminatın 12.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiş, kararın ikinci kez davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce fazla manevi tazminata hükmolunduğu ve vekalet ücretinin hatalı belirlendiği gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma kararı üzerine Mahkemece 1.479,86 TL maddi ve 17.986,16 TL manevi tazminatın 05.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 29.722,98 TL maddi ve 282.013,84 TL manevi tazminatın 12.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz istemi bakımından hükmün miktar itibariyle kesin olması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz istemi bakımından ise davacı lehine eksik manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik incelemeye, davanın reddi gerektiğine, davanın süresinde olmadığına, hükmedilen tazminatın fazla olduğuna, davalı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 05.04.2010 – 22.06.2010 tarihleri arasında 78 gün, 12.02.2011 – 19.06.2014 tarihleri arasında 1223 gün olmak üzere toplam 1301 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 20.520,00 TL olduğu ve davacı lehine hükmedilen toplam 331.202,84 TL tazminatın bu miktarın üzerinde kalması nedeniyle hükmün davalı bakımından miktar itibari ile kesin olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede davalı vekilinin temyiz isteminin reddini isteyen görüşe ve davacı hakkında hükmedilen tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından, tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.