Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/32329 E. 2013/25784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2012/32329
Karar No
2013/25784
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Hakaret, Özel hayatın gizliliğini ihlal etme, Şantaj Hüküm : 1- Hakaret suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 125/1-4, 43/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet. 2- Şantaj suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 107/2, 43/1, 52/2. maddeleri gereğince mahkumiyet. 3- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet. Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve şantaj suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat parçasının incelenmesinde, üzerinde, komşu, yönetici ya da kapıcıya haber verildiğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığının anlaşılması nedeniyle hüküm tebliğinin usulsüz olduğu, muhtarın da sanıkta kalan parçaya "zarfı sanığa 13/05/2012 günü verdiğine dair şerh düşüp imzaladığı" sanığın bu parçayı da temyiz dilekçesine eklemiş bulunduğu, bu nedenle, 17.05.2012 havale tarihli temyiz isteminin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği ve temyiz talebinin reddine ilişkin 21.05.2012 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; 1- Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL'ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, 08.03.2012 tarihinde verilen 2620 TL'den ibaret mahkumiyet hükmüne karşı suç niteliğine ilişkin de herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından sanığın temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, 2012/32329 E. 2013/25784 K. 2- Şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; 5237 sayılı TCK'nın 107. maddesinin birinci fıkrasında; “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, ... cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı; maddeye, 29/06/2005 tarih ve 5377 sayılı Kanun ile, eklenen ikinci fıkrasında ise, “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” şeklinde düzenleme getirilerek “Şantaj” suçunun düzenlendiği, maddenin gerekçesinde de, “şantaj suçunun oluşabilmesi için, mağdurun zorlanması yeterlidir. Bu zorlama karşısında, mağdurun isteneni yapması suçun oluşması için gerekli değildir. Şantaj suçunun arz ettiği özellik, kişinin hak veya yükümlülüklerini kötüye kullanarak haksız bir çıkar sağlamaya çalışması ya da başkasını bir şeyi yapmaya veya yapmamaya mecbur etmesidir.” denildiği, Bu açıklamalar ışığında, katılanın iddiaları, tanıkların kollukta ve duruşmada verdiği ayrıntılı ifadeler, mesaj döküm tutanağı ve incelenen tüm dosya içeriğine göre; Belçika'da yaşayan ve eşi ile mevcut sorunları nedeniyle geçici olarak Türkiye'ye geldiği anlaşılan katılan ile sanığın arkadaşları vasıtasıyla tanıştıkları, sanık ile katılanın bir süre duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde oldukları, sanığın, katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilip Belçika'ya dönmesine tepki olarak ve katılanın Türkiye'ye tekrar dönmesini sağlamak amacıyla, ayrıntılı mesaj incelemesi tutanağına göre, katılanın kız kardeşi olan tanık Fatma'nın telefonuna çeşitli mesajlar gönderdiği, ayrıca, sanığın bu şekildeki hareketleri nedeniyle, konuşmak için Türkiye'ye tekrar gelen katılanın, sanık ile tanık Fatma'nın da bulunduğu ortamda bir araya geldiğinde, sanığın, katılana hitaben “ya Türkiye'ye gelirsin ya da rezil ederim” şeklinde beyanlarda bulunmak suretiyle gerçekleşen eyleminde, şantaj suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki, şantaj suçunun kanıtlanamadığı ve sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağından bahisle, bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, sanığın, katılanın iddialarının doğru olmadığına, ayrıldıktan sonra aralarında olan birtakım hadiselerin dosyaya yansıdığına, atılı suçu işlemediğine, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, paraya çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 3- Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, sanığın, katılanın iddialarının doğru olmadığına, ayrıldıktan sonra aralarında olan birtakım hadiselerin olduğuna, ancak atılı suçu işlemediğine, delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, paraya çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Taraflar arasında husumet bulunduğu kabul edilmekle birlikte, sanığın aşamalı olarak, katılan adına hesap açıp birlikte çektirdikleri fotoğrafları yayımlamadığını, tanıkların, sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçuna yönelik internette katılanın fotoğraflarının yayınlanması şeklinde iddia edilen eylemini, katılandan duydukları kadarı ile bildiklerini, katılanın da şikayet dilekçesine eklediği ve sanık ile birlikte çektirdikleri fotoğrafların bulunduğu “facebook” görüntülerinin 20.03.2010 tarihinde sanık tarafından kendi adına oluşturulan hesapta 2012/32329 E. 2013/25784 K. yayınlandığını, bu fotoğrafların dışında altında “Ben bir fah...im” şeklinde yazılı olan bir fotoğrafının da 27.04.2010 tarihinde yayımlandığının, ancak bu fotoğrafın kaldırılması nedeniyle bunu ibraz edemediğini iddia etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi için; katılanın şikayet dilekçesinde ve beyanlarında geçen “facebook” sitesine, onun adına üyelik işlemlerinin yapıldığı bilgisayarın internet servis sağlayıcısı ve internet servis sağlayıcısı tarafından verilen IP adresinin tespit edilmesi, tespit edilen IP adresinin belirtilen tarih ve saatte hangi abone tarafından kullanıldığının ve o abonenin kimlik ve açık adres bilgilerinin belirlenmesi, IP adresini kullanan abonenin sanıkla bağlantısı araştırılıp, gerektiğinde sanığın iş yerinde ve evinde kullandığı bilgisayarlar üzerinde bilişim uzmanı üç kişilik bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, söz konusu sitedeki üye profillerinin, sanığın kullanımında olan bilgisayar aracılığıyla oluşturulup oluşturulmadığı ve katılana ait fotoğrafların yayılıp yayılmadığı hususu açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yetersiz gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı olarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: 2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine ve CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi kanuna aykırı, 3- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/32329, K. 2013/25784, T. 18.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2012-32329-e-2013-25784-k-a37dca76e15a